18 Ocak 2011 Salı

Annelik Takıntılı Bir Durum

Ben artık anneliğin biraz da takıntılı bir durum olduğunu düşünmeye başladım ama takıntılılığın en güzeli bu olsa gerek. Neden böyle düşündüm peki? Çünkü annelikle birlikte değişen duygu dünyam, düşüncelerim, bakış açım ve kazandığım yeni yeni huylar hatta bazen kendimi tanıyamamam beni artık buna inandırmaya başladı.
Annelikle beraber insan inanılmaz bir sevgiyle tanışıyor önce. Yeryüzünde hiç kimseye duyamayacağı kadar büyük bir sevgi ve eğer kocama aşığım diyorsa bir insan, evlat sevgisi aşkında ötesinde bir şey. Böylesine sevmek, görür görmez bağlanmak, asla vazgeçemeyeceğini bilmek, ilk görüşte aşkın ne demek olduğunu derinden hissetmek, onun her üzüntüsüyle ondan fazla üzülüp her sevinciyle ondan fazla sevinmek… işte bütün bunlar bence normalin çok üstünde duygular. Üstelik bu duyguları sadece anneler hissedebiliyorsa eğer anneliği ayrı bir kulvara almak gerekiyor.
Peki ya annelikle beraber insana gelen paranoyaklık. En ufak bir şeyde ortalığı velveleye vermek, bir ağlaması için en az beş tane sebep üretebilmek, yaptığı hareketleri neden yaptığını, yapmadıklarını neden yapmadığını sürekli sorgulamak, hep acabalarla yaşamak, her an gözetim altında tutup üzerinde derin derin düşünmek… ben ki hayatımda paranoyaklığın ucundan geçmemiş, son derece rahat, takıntısız insan bile gerçekten artık kendime inanamıyorum.
Bir de mükemmeliyetçilik takıntısı var tabi. Hiç kimsenin mükemmel olamayacağını bilir insan. Herkesin hataları, fazlaları, eksikleri vardır. Herkesin çok iyi olup çok da kötü olduğu bir şeyler vardır mutlaka. Ama bir anne bu gerçeği ne kadar bilse de hep çocuğunun en iyisi, en mükemmeli olmasını ister. Her anne kendini mükemmel bir insan evladı yetiştirmeye aday görür. Eminim herkes karakteriyle, zekasıyla, davranışlarıyla son derece düzgün bir insan yetiştirmek ister. Ben böyleyim en azından bunu biliyorum. Ama şöyle mantıklı düşünüldüğü zaman her yönüyle dört dörtlük bir insan yetiştirmenin pek de mümkün olmadığını ve mutlaka ki her insanın bir yerlerde eksik olma ihtimali olduğunu bilir insan. Bir kere şöyle kendine bakıp düşününce bunu görmemek mümkün değil. Ama işte annelik ve ben yine de buna inanıyorum, çabam hep bu yönde olacak.
Bir insanın yediğini, içtiğini, giydiğini kendinden fazla düşünmektir annelik. Bazen akşam ne yemiştim diye düşünür insan hatırlayamaz ama çocuğunun ne yediğini asla unutmaz. Çocuğuna ne yedirmesi gerektiğini her ayrıntısına kadar hesaplar, ince ince düşünür alması gereken vitaminleri. Hatta bazen o kadar pimpirikli olur ki her yedirdiğinin ne kadar sağlıklı olduğunu sorgulamaya başlar. Aman organik olsun der, aman evde hazırlamak daha sağlıklı der ve dışarıdan hazır olarak aldığı her şeyin içindekiler kısmını mutlaka okur ve bu da aslında bir takıntıya dönüşür yavaş yavaş. Kızımın yiyeceğini düşündüğüm kadar kendi yediklerimi düşünmem, eğer kendi yediklerimi de onun ki kadar düşünmeye başlasam başımdan dumanlar çıkmaya başlar, imha olurum. Bir de giydirme olayı var tabi, onun giydiği her şeyin sağlıklı olması, sağlıklı yıkanması ve hava koşullarına göre en iyi şekilde giyindirilmesi… yine onun giyimini düşündüğüm gibi düşünmedim hiç kendimi bugüne kadar. Ama hatırlarım annem de her dışarı çıkışımda hava soğuksa sıkı giyin diye koştururdu peşimden, atkı falan tutuştururdu elime. İşte şimdi çok iyi anlıyorum onu.
Bir anne çocuğuna aldığı her oyuncağı sorgular. Sağlıklı bir ürün mü diye düşünür önce, zeka gelişimine faydası nedir diye hesaplar. Bir oyuncak seçerken bile o oyuncak üzerinde böylesine düşüneceğim hayalimden geçmezdi.
Bütün anneler böyle midir bilmiyorum, belki de herkes bu kadar takmıyordur. Ama benim gibi olanlar da vardır mutlaka belki benden daha fazla takıntılısı da. Sonuçta; bu benim anneliğimJ

4 yorum:

Buket dedi ki...

Herkes böyle değil ama bu durum ben de de var.Kızımın yediği zaman ben doyuyorum sanki.Hasta olduğunda moralim sıfıra iniyor.1.sınıfa gidiyor.Okuldaki ilk günlerinde arkadaşsız kalmasına oturmuş ağlamıştım.Beklentilerim çok fazla ama gerçek dünyayla karşılaşınca çok karamsar oldum..

Eymen'im dedi ki...

Konuyla da alakasız ama :) blogunun yeni tasarımı da güzel olmuş. Sevgiler...

Nurefşan'ın Annesi dedi ki...

Buket ne yazık ki bende bazen karamsar
oluyorum:(
Eymen'im çok teşekkür ederim;) sevgiler biz de eymen'i öptük.

BALLI LOKMAM dedi ki...

Bendede annelik tam bunları su yüzüne çıkardı. Beni en çok strese sokansa çok sulu gözlü oldum:((