İşte kalabalığı sevdiğimden, insanların bir araya toplandığı
ortamları da seviyorum. Bizim aile kültürümüzde yakın ailenin, arkadaş
çevresinin vs. bir arada toplanıp da bir şeyleri kutlama adeti pek yoktu/r.
Doğum günlerimiz bir pasta, bir de anne baba eşliğinde kutlanıp olur biterdi.
İşte ben bunu değiştiriyorum şimdi.
Gökyüzünde Güvercinler Uçurtman Olsun Yavrum, Dikensiz Yollarda Yürü Sana İnanıyorum, Gökkuşağı Uzak Değil,Uzak Değil Bulutlar, Kalbin Tarla Sevgin Başak, Dostun Olsun Umutlar. Aslan Oğlum,Güzel Kızım Oyuncaksız Mı Kaldın, Sana Şeker Alamadım Ama Onurumu Bıraktım.
diş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
diş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
5 Aralık 2012 Çarşamba
Onun Artık Dişi Var
Kalabalık aileleri çok seviyorum. Ne kadar kalabalık o kadar
sıcak geliyor bana. Hani çocuk dediğinin bakımı, büyütmesi, yürütmesi, eğitmesi
zor olmasaydı, büyük bir emek gerektirmeseydi en az 5 çocuk isterdim.
21 Mayıs 2011 Cumartesi
Şaka Gibi
Tarih tekerrürden ibarettir değil mi? Yarın KPDS’ye girecek olan anne kişisi olarak şurada bahsi geçen kabusun aynısını görme ihtimalini taşıyorum.
Dersler bitti ve artık Final dönemindeyim. Normalde hasta değilken maşallah çok güzel uyur kızım ve ben bundan hiç bahsetmiyorum artık. Nazara inanıyorum, bu başkasının da olabilir benim de ama ağzımdan kızımla ilgili iyi bir şey çıktığında kesinlikle tersi oluyor. Bunu defalarca tecrübe etmiş bir anne olarak artık böyle konularda sadece susmayı tercih ediyorum. İşte bu güzel uyuyan kız ne hikmetse benim sınav günlerimi buluyor, uyumayıp bir de geceyi katletmek için. Bebeğime haksızlık etmek istemiyorum aslında, onun sıkıntıları da hep benim sınav zamanlarımı buluyor işte.
13 Nisan 2011 Çarşamba
Bu Diş Benden Ne İstiyor?
Hasta zannettiğim kızımın derdinin diş olduğu net olarak ortaya çıktı. Hala bebeğinin derdini tam olarak anlayamayan acemi anne modundayım ama bu tecrübe bir dahaki sefere çok işime yarayacak.
Bugün için plan şöyleydi; sabah 8’de kalkılıp okula gidilecek. Tabi ki bu plan yine yerle bir oldu çünkü gece boyu durum şu şekildeydi:
20:30 Sütünü içen kızımı her zamanki gibi yatağına yatırdım ve uyumasını bekledim.
21:00 Kızımın odasından sesler geliyor, yatağının parmaklıklarıyla konuşarak, oynuyor.
21:15 Kızım çığlıkla karışık ağlamaya başladı, gidip sakinleştirip, uyutmaya çalışmalıyım.
23:00 Uyutmayı deniyorum ama nafile, hala uyumadı, tabi benim sabrım taşıyor artık. Salonda bizimle takılsın biraz diyorum.
24:00 Uyumayan kızıma son bir deneme yapıyorum uyutmak için ama olmuyor, eli ağzına ağlıyor ve başını yastığa koyar koymaz koparıyor kıyameti. Bu nasıl bir şey ama artık yeter demeye başlıyorum.
01:00 Kızım eşimin kucağında, bu sefer o uyutmayı deniyor. Bende çok acısı var herhalde ki uyumuyor diyorum ve dayanamayıp Calpol veriyorum. Bu arada gözler kıpkırmızı, uykusuzluktan ölüyor.
01:30 Kızım hala uyumadı sanırım sabahlayacağız demeye başlıyorum. Hani nerde bu ilacın etkisi diye isyanlardayım. Kızım çok dertli, uykusuz ve mutsuz.
01:50 Eşimden alıyorum çünkü bensiz uyumaz biliyorum. Şuan şefkatime ihtiyacı var, ben anneyim, sabırlı olmam gerek diyerek telkin ediyorum kendimi.
02:00 Kızım sonunda kucağımda uykuya dalıyor. Derin bir nefes alıp, buna da şükür diyorum.
05.00 Çığlık, kıyamet kopuyor ve kızım uyanıyor. Mümkün değil susturamıyoruz, felaket derecede ağlıyor. Yok böyle bir şey, evde bütün ışıkları açtık, ne versek, ne göstersek kanmıyor. Sadece ağlıyor herhalde apartman ayağa kalkmıştır. Kızımı ilk kez susturamıyoruz, şaşkınız, hafif paniğiz ama biliyoruz ki dişten. Eli ağzında ama hangi diş geliyor bir fikrim yok. Hala acemi anneliğe devam ediyorum. Jel sürsem nereye süreceğim ki zaten jel kızıma yemek olmaktan başka bir işe yaramıyor.
05:30 Kızımı susturduk, elinde buzdolabındaki magnetlerle oynuyor ama onları alıp, uyutmaya çalıştığımız an ağlamaya başlıyor. Çıldırmak üzereyim hatta çıldırdım.
06:00 Artık dayanamıyorum, anne şefkati bir yere kadar. Felaket derecede yıpranmış durumdayım. Eşim halimi görüyor tabi ve alıyor kızımı, ne garip ki kızımda onun kucağına gitmek istiyor çünkü çıldırdığımın farkında. Ve ben uyuyorum.
09:50 Uyandım tabi kızımın sesiyle. Eşim çoktan uyanmış, bilgisayar başında maillerle işlerini halletmeye çalışıyor. O da çok yıprandı, üzülüyorum. Söylediğine göre saat 07:00’de uyumuş bizimki. Kahvaltı hayal önce sabah sütünü veriyorum kızıma ve o da süt içerken uyuyakaldı zaten.
10:30 Kızım tamamen uyandı ve bende hazırlanıyorum, 8:00’da gitmem gereken okula gitmek için. Eşim kayınvalidemi almaya gidiyor bu arada.
11:30 Evden çıkıyoruz, kızım kayınvalidemin kollarında, el sallıyorum ona.
Ben gerçekten çalışan anneleri bir kez daha tebrik ediyorum. Kendi adıma anlıyorum ki, sabah 8:00, akşam 18:00 bir iş benim için şuan pek mümkün görünmüyor. Çalışan annelerin işi ne zor, hepsine sabır ve kolaylıklar diliyorum.
11 Şubat 2011 Cuma
Diş=Bebek Huzursuz=Anne Huzursuz
Anladım ki ne yaparsan yap bebeğin sürekli bir düzeni olmuyor. Son hastalığından sonra büyük bir çırpınışla kızıma yine mükemmel bir düzen oluşturmuştum. Uyku saatleri, beslenmesi süper gidiyordu. Ta ki düne kadar…
Üst damak kabarmış, dişler geliyor artık. Bu bir yandan sevindirici ama kızımın sürekli dertli dertli ağlak hali, uykularını saatinde uyumayan, yemeklerini yarım bırakan, muhallebiye isyan bayrağı açan ve en sonunda da dün akşam 11’de uyuduktan sonra bir de gece yarısı uyanıp süt içmeden asla uyumam tavrıyla koca bir biberonu deviren hali beni yıprattı. Gitti güzelim düzen. Yani şimdi her şeye ilk dişlerde olduğu gibi sil baştan başlayacağız anlaşılan.
Etrafımda hem kızımın bu kadar düzenli olması için çırpınışımı eleştirenler var, hem de bu konuda bu kadar özenli olduğum için takdir edenler. Kimin ne düşündüğü pek de beni ilgilendirmiyor da bazen kendimden sıkılıyorum ne yalan söyleyeyim. Bazı şeyler için istikrarlı olmak ve uğraşmak gerekiyor, hele ki bozulan düzeni geri getirmek için. Bunu bir kere yaşadığım için biliyorum yine stresli zamanlar bekliyor beni. Ama sonuçta onun erken yatması ve uykularını tam olarak alması hem onun yararına hem de benim ruh halimin yararına. Akşam güzel güzel erken yatıp uyuyunca kendime ayıracak, dinlenecek, bir şeyler yapacak vaktim oluyor. Öbür türlü saçlarım saatler geçtikçe daha bir dik dik oluyor ve hadi uyusun da artık kafam rahat etsin diyorum. O da zaten bu şekilde pek mutlu olmuyor yani ikimizde daha bir huzursuz daha bir çekilmez oluyoruz kızımla.
Bugünlerde yine çekeceğiz anlaşılan ama bakalım ne zamana kadar. Ah dişler gelin bir an önce gelin de siz de rahat edin biz de.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

