21 Şubat 2011 Pazartesi

Kavanoz Mama Polemiği

Günümüzde fazla gıda çeşitliliği, sürekli ve zamansız üretim dolayısıyla artık yediğimizi içtiğimizi daha bir sorgular olduk. Özellikle artık meyve ve sebzelerde eski tat, şekil ve kokuyu bulamamanın yanı sıra bir de organik sektörü oluştu. Bir organik ürün tüketicisi olarak kesinlikle hem tat hem koku olarak diğerlerine göre farklı olduğunu söyleyebilirim. Her ne kadar organik ürünler üzerine şaibeler dönse de ve bunun da artık ranta dönüştürüldüğü herkes tarafından fark edilse de ben yine de hadi olsun da kötünün iyisi olsun deyip organik olanı tercih ediyorum. Özellikle GDO (Genetiği Değiştirilmiş Organizma) ‘nun hayatımıza girmesiyle paniğim iki kat arttı. Çünkü insan üzerindeki uzun vadeli etkileri henüz bilinmemekle beraber doğal olmayan ürünler elde edilmesi de tartışma konusu.
Ben bebek mamaları konusunda da oldukça temkinli davranıyorum. Özellikle iki yabancı markanın organik olan ürünlerini tercih ediyorum. Organik olan kavanoz mamalarını da kızıma gönül rahatlığıyla yediriyorum. Çoğunlukla her şeyin en iyisi evde hazırlanandır inancım var ve kendi keyfimce içeriğindeki her şeyi belirlemek de bir avantaj. İçime sinen en sağlıklı ürünlerle hazırlıyorum kızımın yiyeceklerini ama ne hazırlarsam hazırlayım %100 doğal olmadığını da biliyorum. Çünkü artık gıdamız her koldan yapaylıkla sarılmış durumda. En azından bu yazımda bahsettiğim gibi dikkat ediyorum. Bebeğe yönelik hazırlanan kavanoz mamalarının üretiminde “bebek ürünü” olması nedeniyle daha da dikkatli olunduğuna ve özellikle organik olanların daha sağlıklı olduğuna inanıyorum. En azından araştırmalarım sonucu sanıldığı gibi içeriğinde koruyucu ya da katkı maddesi içermediğini ve vakumlama sistemiyle havası tamamen alınarak uzun süreli saklama koşulları oluşturulduğunu biliyorum. Aldığım her ürünü içeriğini inceleyerek gerçekten içime siniyorsa alıyorum. Zaten sadece bir yere giderken hazırlıksızsam ya da çok gerekli durumda sebze püresi ve meyve sevmediği için kimi zaman meyve püresi kavanozlarından veriyorum kızıma. Meyve yerken keyif almayan kızım en azından keşfettiğim bazı kavanoz mama meyvelerini severek yiyor ve bu da benim içime siniyor.
Türkiye son yıllarda bu kadar çok gıda çeşitliliğine kavuştu ve bu kavanoz mamaların piyasaya girişi de çok uzak bir tarih değil anımsadığım kadarıyla. Oysa yurt dışında çok eski tarihlere dayanıyor kavanoz mama varlığı. Özellikle 20 yıl sonra etkisini gösterecek zararlardan vs. bahsedildiğini okudum. Bir ilacın deneysel aşaması için geçmesi gereken ortalama süre bile 10 yıldır. Yakında 50 yıl diye bir şey atacak birileri ortaya bende boşversene 50 yıl daha yaşayım bana yeter diyeceğim artık. Ayrıca yurtdışında yaşayıp şuan 30 yaş civarında olan ve bebekliğini bu kavanoz mamalarla geçirmiş çok sağlıklı kuzenlerim var.
Yani kavanoz mama, hazır mama vs. yiyen bebeklere zehirleniyormuş muamelesi yapılmasından ve  anne sütü alamadığı için hazır mama tüketen bebeklere yine zehirleniyormuş muamelesi yapılmasından çok ama çok sıkıldım. Sanki o bebekler ilerleyen yıllarda çok hasta, çok sağlıksız vs. olacakmış gibi vah vah yapılmasından da sıkıldım. Sadece anne sütüyle beslendiği halde köy şartlarında, temiz hava ve sağlıklı gıdayla beslenip kanser olanı da gördüm, sadece hazır mamayla beslenip son derece sağlıklı olanı da. Ben organik yediririm ya da bu kavanoz mamanın organiğine güvenirim, başka anne organik takıntısı olmadan pazardaki her türlü sebzeyi alıp yedirir ama kavanoz mama yedirmez, bir başka anne sadece ama sadece organik ve ev yapımı yedirir ya da bir başkası tam tersi... Herkes annedir ve anne olan herkes evladı için en iyi olanını düşünür buna eminim. Herkes evladını sağlıklı beslediğine inanır ve kimse al sana zehir veriyorum diye beslemez çocuğunu. Ayrıca kimse kimseye de sen çocuğunu zehirliyorsun, düşüncesiz, kötü anne gözüyle bakamaz ve kimse kimsenin anneliğini de sorgulama hakkına sahip değildir.
Herkes tercihini istediği yönde kullanabilir ama sırf bazı ürünleri karalamak için atıp tutmamalı diye düşünüyorum. Eğer kavanoz mama ya da başka bir şeyle ilgili kesin emin olunan bir bilgi yoksa, en azından içeriğindekilerle ilgili ölümcül olduğuna ya da bebeğin gelecekteki sağlığını tehdit edeceğine yönelik yapılmış bilimsel bir çalışma yoksa ki olsa sanırım piyasada satışa sunulması imkansız olur, isteyen yedirmesin ama şöyleymiş böyleymiş diye de olmadık şeyler söylenmesin. Pazarda bulunan 4x4 lük kış domateslerini, kış kabaklarını, kış salatalıklarını buyrun konuşalım hatta saçlarını bilim yolunda beyazlatmış profesörlerimizin bu konudaki söylemlerine de kulak verelim ama olmayanı oldurmaya uğraşmayalım. Bugün hazır mamayla beslenen çocuklara yarın sağlıksızlıktan ölecekmiş gözüyle bakmaktan vazgeçelim.

7 yorum:

SiTare dedi ki...

http://sitare-sevgidensevgilerle.blogspot.com/2011/02/tuket-tuket-tuket-hayat-bundan-ibaret.html
sen bu yazımı okumuş muydun.
ne doğru ne yanlış iç içe geçti be arkadaş.kimse kimseyi kötülemesin.herkes elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyor.bırak ya sen takıl kafana göre.boşver milleti.

Nurefşan'ın Annesi dedi ki...

sitare:)))süpersin..

ÇokBilmiş dedi ki...

Tıp biliminin de diğer bilim daları gibi, hatta bazılarından daha da fazla emekleme aşamasında olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle benim mantığıma yatmayan hiçbir konuda ikna edilmem mümkün değil. Hatta öyle şu kadar denek üzerinde yapılan şu kadar yıllık araştırmalara filan da kulak asmam. Her insanın vücudu ve yaşam koşulları farklı neticede.
Amaaaa hazır mamaya ben de sıcak yaklaşamıyorum. Hazır mamanın, tıkı sezeryan gibi, hayat kurtarıcı olması gerektiğini düşünüyorum. Nasıl ki keyfi sezeryan olmamalıysa, keyfi hazır mama da verilmemeli. (Tamamane yanlış olabilir, tıpçı değilim) Benim mantığıma göre: Hazır mamanın içinde ne var bilemiyoruz. Market raflarında uzun süre saklanabiliyor, nasıl bu kadar uzun dayanıyor bilemiyoruz. Toz olanları içine sıcak suyu yer yemez muhallebi kıvamına geliyor. Nasıl topaklanmıyor, nasıl pişmesi gerekmiyor bilemiyoruz. Ayrıca içen çocukta karbonhidrat almış gibi glisemik indeksi yükseltiyor. Bu nedenle çocuk mamayı yer yemez derin bir uykuya dalabiliyor. AMa sonra kan şekeri aniden çıkınca, aniden de düşüyor ve çocuk gece uyanmalarına başlıyor. Gece uyanması bir yana şekerin bu şekilde aniden çıkması bir tür alışkanlık yapıyor (tatlı yemek, kıla içmek gibi) çocuk sürekli bu mamalardan yemek istiyor. Genetik olarak şeker hastalığına yatkın olanlarda şeker hastalığına yol açabiliyor.
Ayrıca bebeklik çağı beslenmesinin son derece önemli olduğu da ispatlandı. Mama ile beslendi ama çok sağlıklı tespitine de katılmıyorum. Dünyada obezite, kolestrolden kaynaklanan kalp ve damar hastalıkları neden arttı bu kadar diye sormak lazım. Dışarıdan sağlıklı görünmek yetmiyor, yaş ilerledikçe çıkıyor bütün hastalıklar ortaya.
Benim mantığım şu çıkarımı yapıyor: Kötünün iyi der organik yerim, mevsiminde yerim, bebeğime mama yedirmem, olabildiğince taze yemek yerim, buzdolabına güvenip de 1 haftalık yemek yapmam vs vs.

Nurefşan'ın Annesi dedi ki...

Sevgili çokbilmiş cevabın ve fikirlerin için çok teşekkür ederim. Söylediklerinin çoğunda çok haklısın katılıyorum ama hala yazımdaki fikirlerimin arkasındayım, en azından hazır mamalara bu denli mesafeli ve aşırı sorgulayıcı değilim.
Sevgiler..

İkiz Annesi dedi ki...

Canım benim az önce bloguma bıraktığın yorum için çok teşekkür ederim.
Canım "Gerçekten anne olan anlar" derken yanlış anlaşma olmasın hani dokuz ay taşıyarak sonra hiç acımadan kapı önüne bırakanlar var ya da kendi evladı için iyisini isteyipte başkalarınınkini hor görmeye çalışanlar kastım onlardı sürçü lisan ettimse affola.
Duaların için çok sağol.

Adsız dedi ki...

özgüranneye yaptığınız yorumla sizi keşfettim ve bir çırpıda okudum.bebeğinizle sağlıklı mutlu bir ömür annenize allahtan rahmet diliyorum.başınız sağolsun.
bu organik işinden nasıl vazgeçtiniz :) ben almıyım takılmıyım diyorum sonra bi ara kendimi yine bu konuyu düşünürken buluyorum.çok yoruldum çok
formülünü bana da verin lütfen
elif

Ben Kızımın Delisiyim dedi ki...

Merhaba Elif,

Çok teşekkür ederim öncelikle. Açıkcası bebeğime arada kavanoz mama yediriyorum ve onları organik alıyorum. Sebze ve meyve işindeyse gerçekten bir süre sonra yoruluyorsunuz ben yoruldum. Sürekli organik bulma koşturmacası içinde oluyorsunuz, organik pazar deseniz yakın değil. Sebze ve meyvelerin mevsimine çok dikkat ediyorum, tavuk deseniz bebeğime çok nadir yediriyorum, eti güvendiğim yerden alıyorum vs. Aslında çoğumuz da böyleyiz sanırım bu işin bir formülü yok ama bir bakıyorsunuz ne yaparsanız yapın önüne geçemediğiniz şeyler var. Elimizden geldiğince en sağlıklı ama kendimizi yıpratmadan diyorum.

Sevgiler.