Devamı..
Gökyüzünde Güvercinler Uçurtman Olsun Yavrum, Dikensiz Yollarda Yürü Sana İnanıyorum, Gökkuşağı Uzak Değil,Uzak Değil Bulutlar, Kalbin Tarla Sevgin Başak, Dostun Olsun Umutlar. Aslan Oğlum,Güzel Kızım Oyuncaksız Mı Kaldın, Sana Şeker Alamadım Ama Onurumu Bıraktım.
31 Aralık 2012 Pazartesi
Bir Doğum
Devamı..
27 Aralık 2012 Perşembe
Paylaşılamayan Anne Sendromu
26 Aralık 2012 Çarşamba
İkizden Farkı Var Mı?
25 Aralık 2012 Salı
Değişen Anneliğim
24 Aralık 2012 Pazartesi
Anneliğin Kitabına Sığmaz
22 Aralık 2012 Cumartesi
Hoşçakal Blog
13 Aralık 2012 Perşembe
Ellerim Boş Bak Şimdi...
Çokluğu en çok sevgide sevdim ama onun bile aşırısından imtina ettim. Sevgi dediğini de bol keseden harcamamayı, insanın sevgisinin en çok kalbinde, kalbin de en çok ailede olduğunu öğrendim. Birilerinin dediği bir şeylere çok fazla alınabilecekken takılmamayı, sevdiklerimin bilerek ya da bilmeyerek açtıkları yaraları çabucak sarıp iyileştirmeyi bildim.
5 Aralık 2012 Çarşamba
Onun Artık Dişi Var
27 Kasım 2012 Salı
Uyumam, Uyuma, Uyumasınlar
Hatalı Yayım Bildirimi
Ne yazık ki, blogumda dün bir link yayımlanmış. Ben bunu bugün girince farkettim ve hemen sildim. Spamler basmış, şifremi çözmüş olmuş bir şeyler. Şimdi önlemimi aldım, güvenlik oranımı arttırdım yani öyle umuyorum. Mağdur olan varsa benden kaynaklı olmasa da çok özür diliyorum.
Sevgiler.
22 Kasım 2012 Perşembe
Göz Görünce Gönül Yine Katlanır
11 Kasım 2012 Pazar
Sussss
Şimdi ben... Oturacağım sağlam bir yere ve hiç istifimi bozmadan izleyeceğim layığını bulmuşların hikayesini. Bu dizi kaç sezon sürer bilemem ama pek bayacak gibi görünmüyor. Ben en çok final bölümünü merak ediyorum.
Aslında sözün özü, insan hakettiğini yaşar. Bunun üstüne de söylenecek söz yok, 'sus'tayım şimdi.
7 Kasım 2012 Çarşamba
Zor Olan Ne?
19 Ekim 2012 Cuma
Saldım Çayıra Ekolü
7 Ekim 2012 Pazar
İki Gözüm İki Çeşme

1 Ekim 2012 Pazartesi
12+7
24 Eylül 2012 Pazartesi
Kızım ve Oğlum
13 Eylül 2012 Perşembe
Gelgitlerim
29 Ağustos 2012 Çarşamba
Aynı Anda Gülen İki Melek
28 Ağustos 2012 Salı
Sustum Yine Saygımdan
21 Ağustos 2012 Salı
Ah Olaydın..
30 Temmuz 2012 Pazartesi
Annelik Girdabı
Sahi nerede kalmıştım. Ahhh bir türlü veremediğim tezim. Oğlumun erken doğması sebebiyle bitiremediğim master hayatım. Daha kızıma hamileyken başladığım yılan hikayesine dönen eğitim aşkım. Özledim hem de öyle böyle değil.
23 Temmuz 2012 Pazartesi
Bir Mücadeledir O; "Sadece Anne Sütü"
10 Temmuz 2012 Salı
Büyüdün Kızım Sen
O mis kokunuz var ya o kokunuz... İşte o kokuya bir değil bin kez anne olur insan. Sadece o kokuya olan hasretinden defalarca anne olmayı diler. Tum zorluklar o süt kokusunu her koklayışta unutulur gider. Bugünlerde seni kardeşinin süt kokusunda yeniden anarken, bazen bunalan ve değişen ruh halimin hızla düzelişi bundandır.
7 Temmuz 2012 Cumartesi
Öyle Değil Böyle, Yok Öyle
Düşe kalka yürümek gibi bir şey bu, tam hadi kalktım şimdi hatta sağlam basıyorum bak derken yeniden tökezliyorum. Yok yok ben bu iki çocuklu hayatımdaki beni aslında hiç toparlayamımışım. Sadece bir an kalkıp yürüyünce toparladım sanmışım.
18 Haziran 2012 Pazartesi
Zor iş.!
16 Haziran 2012 Cumartesi
Masal Değil Gerçek
Küçük bebek çok gazlı ve kolik bir bebektir lakin. Hele akşamları bir başlar annesini emmeye dur durak bilmez. Anne çok yıpranır o saatlerde ama baba genelde yetişir imdada. Günler geçtikçe bebek işi abartıp anneden bir an bile ayrılmak istemez, anneyse yazık ne yapsın ilk göz ağrısı için oldukça ayrı durmak zorundadır ondan. Emziğe alıştırma çalışmaları hızla devam eder bu arada. Bebek son gelen kauçuk emziği uzun uzun emebilmeyi başarır ama çok uyanıktır, gerçeği varken sahtesiyle ne işim var der gibi atıp atıp huysuzluk çıkarır.
14 Haziran 2012 Perşembe
Toparlıyorum
11 Haziran 2012 Pazartesi
Uzun Zaman Oldu
Ben bugün bir de ayağımı şiddetli şekilde koltuğun kenarına çarpmıştım dimi? Nedeni bas bas bağırarak ağlayan oğluma meme yetiştirmeye çalışmamdı.
Hızlı... İnanılmaz hızlı geçiyor günler. Hani zaman hızlı geçiyor deriz ya hep, benimki jet hızıyla geçiyor ve saatler bana yetmiyor bu sıra.
27 Mayıs 2012 Pazar
Tatlı Rüyalar
Zor olsa da güzel, bu ikili delilik harika bir şey. Dördümüzün olduğu fotoğraf karelerine baktıkça yüzümde koca bir tebessüm yer alıyor ve işte buna değmez mi çekilen zorluklar? Değer.
Az biraz dişimi sıkmam gerek, hele ilk 3 ayı atlatalım. Bir yazmaya başlayacağım sonu gelmeyecek. Neyse, kızım ve gazlı oğlum uyuduğuna göre uyumalıyım şimdi. Her gece gibi bu gece de aralıksız 3 saat uykuyu rüyamda görürüm, o zaman bana tatlı rüyalar:)
Bu e-posta, Turkcell BlackBerry ile gönderilmiştir.
19 Mayıs 2012 Cumartesi
İki Çocuklu Olmak
Hele ki aralarında yaş farkı azsa, büyük çocuğun psikolojisi bozulmasın diye ekstra ilgi göstermeyi tercih etmektir.
Küçük çocuksa malum yenidoğan olduğundan dolayı 2-3 saatte bir yarım saat emzirirken büyük çocuğu oyalamak için bol konuşup tek elle aktivite yapabilme yeteneğini geliştirmektir.
Büyüğe yemek yedirirken bir yandan kucağındaki küçüğü pışpışlamaktır.
İkisini aynı anda uyutmaya calışmaksa gerçek bir cesaret örneğidir ya da aklını peynir ekmekle yemiş olmak mıdır bilemedim. Zira biri kucakta emerken öbürü tuvalet alışkanlığı kazanmış olmanın verdiği ekstra külfetle en az iki kere çiş, bir kere su ve kitap, oyuncak isteğiyle anneyi tüketme yolunda zirve yapar. Bu işlem 3 kişi başladıysa en az 1 saat sürecektir ki bu asgari ölçüdür. Not: Kucağımda bebekle kızımı klozete oturtmuşluğum bile var.
İkisi de aynı anda uyumuşsa ki bu büyük bir lütuftur; yemek-su ve uyku ihtiyacı olan annenın hepsinden önce uykuyu seçip yatağa koşmasıdır ama bu rüya da gazlı bir bebeğin k.ka yapma çalışmalarına destek olmak için kısa sürer genellikle.
Kimi zaman yemeden ve içmeden de annenin sütü olur yeter ki psikolojisi sağlam olsun, ay süt var mı yok mu kaygısına kapılmasın (zaten bu kaygıya fırsatı bile yoktur) cümlesinin bilimsel kanıtı olmaktır.
Evi ok goturmesine göz yummak, belediye evi basmasın diye yardım almak gerektiğinin farkına varmaktır. Benim gıbı evin durumunu hiç de dert etmeyen, aman bende çocuklarım da mutlu olalım da gerisi teferruat diyebilenler için sorun değil fakat titiz olanlar için çok sancılı bir durumdur.
Bir de yemek yapmaya bile fırsat bulamamaktır. Yemekle ilgili en büyük başarısı çorba yapabilmiş olmak ve ona da masum büyük çocuk aç kalmasın diye mecbur kalmaktır. Bence böyle iki çocuklu, yeni doğum yapmış kadınlar için bir kampanya başlatılmalı: her gün bir tencere yemek! Konu komşu, gelen giden elinde yemekle gelse her gün ne süper olurdu, hayali bile güzel. Hoş şu sıra dostlar rahatsız etmeyeyim inceliğinden olacak herhalde kapımı açmaz oldu, bu da ara sitem olsun:) herhalde bu kız bebeğe mevlüt yapar biz de o şekilde aradan çıkarırız ziyareti diyenler var ama beklenen son kişi gelene kadar mevlüt yapmaya da niyetim yok biline.
Son olarak, düzenli bir blog yazarı olarak bloguna yazamamak, bakamamak, kumanda panelıne bile ugrayamamaktır. Hatta ve hatta bılgısayarı açmaya dahi imkan bulamamak, varsa işte biraz teknolojik akıllı telefonunla iki ara bir derede yazıp maille bloga postalamaktır. Bakınız: ben;)
Bu e-posta, Turkcell BlackBerry ile gönderilmiştir.
10 Mayıs 2012 Perşembe
Nereden Başlasam
7 Mayıs 2012 Pazartesi
Oğlum Hastaneden Çıkıyor:)
Şimdi hızla hazırlanıyorum, uçarak gideceğim sanırım. Çok şükür....
Bu e-posta, Turkcell BlackBerry ile gönderilmiştir.
30 Nisan 2012 Pazartesi
Sınanmak da Güzel
Eğer o gün kontrolüm olmasaydı, muhtemelen o sancıları ciddiye alıp doktora gıtmezdim cünkü düşündükçe o günden iki gün öncesinde başladığını ve hareketlilikten pek de farkına varmadığımı anladım. O gün bile ciddi şekilde girmemiştim NST'ye ve sonuç beni epey şaşırtmıştı. Doktorumun durdurma çabalarına rağmen sancılar durmayınca da doğumu yapmak şart oldu. İyi ki doktorumu dinleyip hızla doğumu gerçekleştirmişiz çünkü her geçen zaman aleyhimize isliyormuş.
Benim minik prensim, kırmızı yanaklım çok tatlı bir şey. Günde iki kez maviler içinde kucağıma geliyor ve emziriyorum. Hala küvezde çünkü antibiyotik tedavisi hastanede tamamlanmadan cıkarmıyorlar. Yeter ki iyi olsun da çıkarmasınlar diyorum şimdi. Oksijen sorunumuzu atlattık çok şükür. Suan antibiyotik tedavisi olmasa kucağımda olacaktı. Gram negatif bakteri çıktığı için 21 günlük antibiyotik tedavisi uygulanıyor. Yani yaklaşık 12 günlük bir süremiz daha var.
Ben hep sükrediyorum bu sıra. Beterin beteri var ve çok şükür başka problemi yok bebeğimin. Hem zaten hayat hep dört dörtlük mükemmel olsa olmazdı, sınav olmazdı o zaman. Sınanmak da güzel, hatırlandığının göstergesi...
Bu e-posta, Turkcell BlackBerry ile gönderilmiştir.
24 Nisan 2012 Salı
Yoğun Bakım Günleri
Doktorum anne karnında geçirdiği bir enfeksiyondan kaynaklı olabileceğini ve hatta erken doğuma da bunun yol açtığını söyledi. Bende gözle görülür bir problem yoktu son güne kadar ama son 2 haftada olan gizli bir enfeksiyon bu durumu tetiklemiş olabilirmiş.
Doğumun hemen ardından büyük bir heyecanla acaba yanıma gelecek mi diye gözüm kapıda beklerken yoğun bakım haberini almak çok üzdü beni. Yalnız kendimi asla bırakmamam gerekiyordu çünkü artık bana ihtiyacı olan iki bebeğim vardı. Hele ki sütüme normalden çok daha fazla ihtiyacı olacak bir bebeğim var artık.
Bugün yoğun bakımda 5. gün. Her gün sabah akşam ziyaret saatlerinde yanındayım oğlumun. Ona dokunuyorum, okşuyorum, konuşuyorum. Şuan iyi yönde ilerliyoruz çok şükür, doktorumuz ortalama 2 haftalık bir süreç olacağını söylemişti baştan.
Sabırla bekliyorum...
Bu e-posta, Turkcell BlackBerry ile gönderilmiştir.
20 Nisan 2012 Cuma
35+4: Oğlum Doğdu
Bu e-posta, Turkcell BlackBerry ile gönderilmiştir.
19 Nisan 2012 Perşembe
35+3: Bebeğim Gelmek İstiyor
Sabah doktorum geldi ve artık sancıları durduramadığımıza göre akışına bırakacağımızı söyledi. Oğlunuz aceleci çıktı gelmek istiyor dedi. Düzenli aralıklarla gelen sancılarım ve açılmayla şu an doğum eylemim başlamış bulunmakta.
Herhangi bir aksilik olmazsa gece gelmesi bekleniyor. Şimdi herkesten dua bekliyorum ki oğlumun yoğun bakıma ihtiyacı olmasın.
Çok karışık duygular içindeyim. Bir yanım mutluluk bir yanım hüzün. Bu kadar erken olması hep bir soru işareti ama yapacak bir şey yok, her şeyin hayırlısı.
Bu e-posta, Turkcell BlackBerry ile gönderilmiştir.
18 Nisan 2012 Çarşamba
35+2: Erken Doğum Riski
İstanbul'da çıkan fırtına sebebiyle tam köprüye girmek üzereyken köprü trafiğe kapandı ve nerdeyse yarım saat bekledik. Bu arada eşimle köprüde doğururmuşum diye dalga bile geçtik. Hastaneye ulaşır ulaşmaz NST'ye girdim ve 5 dakikada bir gelen ama şiddeti çok yüksek olmayan düzenli kasılmalarla yüzleştim.
Ağladım... Evet önce ağladım çünkü bu kadar da erken risk beklemiyordum. Kızım da yanımızdaydı, onu bırakmaya gerek bile görmemiştim. Doktorum hemen yatışımı yapıp sancıları engellemek için ilaç vereceğini ve bu gece hastanede kalacağımı söyledi. Bir de bebeğimin ciğer gelişimi için iğne yapıldı. Tüm bunlar bir anda olurken ben kızımı düşünüyordum. Babasıyla eve gönderdim onu, babaannesiyle halası bu gece onunla kalacak. O giderken anne diyerek gel gel yaptı bana, anlayamadı yavrum ne olduğunu ve o kadar kötü oldum ki. Oysa niye kötü oluyorum, evladımdan başka sebeple ayrı kalmayım da bu da dert mi.
Şimdi hastaneden yazıyorum, sancılar epey azaldı ama artık potaya girmiş bulunuyorum. Doğumdan değil, bebeğimin sağlıkla gelmesi için endişem. Çok şükür ki önden gitmesi işe yaradı ve 2.900 gr. 49 cm. görünüyor. Herşeyin hayırlısı, dualarınızı bekliyorum.
Bu e-posta, Turkcell BlackBerry ile gönderilmiştir.
17 Nisan 2012 Salı
35.Hafta: Hazırlıklar ve Anılar
15 Nisan 2012 Pazar
Restoranda Mimlendik
11 Nisan 2012 Çarşamba
Derdim İki Çocuk Annesi Olmak
10 Nisan 2012 Salı
Meraklı Minik; Bu Bir Mesaj Mı?
İlk zamanlar kitaplar hiç umurunda değildi hatta ben açınca o kapatır başka şeylerle ilgilenirdi . Sonradan anladım ki, sorun onda değil bende. Kitabı açıp, orada yazan cümleleri çocuğa okuyup anlatmaya kalkarsan sıkılırmış yani en azından benimki öyle. Artık kitabı açınca, oradaki resimlerle ilgili konuşuyorum uzun uzun. Resimdekileri hayatımızın içinde aşina olduğu şeylerle bağdaştırıyorum, kitabı ben yeni baştan yazıyorum.
9 Nisan 2012 Pazartesi
34.Hafta: Gebe Sendromu
5 Nisan 2012 Perşembe
Müziğe Dokunduk
4 Nisan 2012 Çarşamba
Baba Out; Anne In
2 Nisan 2012 Pazartesi
33.Hafta: İyi Gidiyoruz
29 Mart 2012 Perşembe
Annelik Tarzım-4
Geçenlerde 5 yaşında kızı olan bir misafir geldi evime. Bir süre vakit geçtikten sonra bana; sen çok sabırlı bir annesin ben senin kadar tahammül göstermezdim kızıma dedi. O ana kadar sabırlı olup olmadığımla ilgili bir düşüncem olmamıştı ama düşününce o gün onun sabır olarak değerlendirdiği şeyler benim için ekstra bir sabır gerektiren ya da gerçekten sabır olarak gördüğüm şeyler değildi. Kızımın sabrımın sınırlarını zorladığıyla ilgili cümlelerim olmadı benim ama son zamanlarda gece uykusuna yatırdıktan sonra uyumadan bir iki kere su istemesi, iki üç kere tuvalete gitmek istemesi ve bana sanki bunların uyumamak için bahane olarak gelişi arada bir uyuttuktan sonra eşime; bu kız benim sabrımı tüketiyor cümlesini kurmama sebep olmuştur.
28 Mart 2012 Çarşamba
Hiç Anlatmamıştım
26 Mart 2012 Pazartesi
32.Hafta: Kramplar
Bacağıma giren korkunç kramplarla ilk hamileliğimde de sıkıntı çekerdim. Özellikle yatakta dönerken, kalkarken, ani harekette öyle bir kramp girer ki kendine gelmek zaman alır. Bu hafta bana kendilerini yeniden hatırlattılar. Sebebi kalsiyum eksikliği oluyormuş ve bende kesin o da vardır.
22 Mart 2012 Perşembe
Bana Kızıp, Kırılıp, Küsenlere
31.Hafta: Rüyadan Uyanmaya Az Kaldı
19 Mart 2012 Pazartesi
Şimdi Daha Çok Farkındayım
Sahi ne düşündüm ben bu kadar?
17 Mart 2012 Cumartesi
Buzdolabını Çeken Kadınlar
Temizlikle olan ilişkim onun bir araç olmasından öteye geçemedi hiç çünkü ben hep olması gerektiği için temizlik yaptım. O yüzdendir ki, derin derin yapabildiğim temizlikler, bayram temizliği, bahar temizliği, kış temizliği kisvesinde evi bir baştan bir başa temizleme hikayelerim olmadı benim. Toz almayı sevemedim bir türlü, süpürge yapmaktan hep nefret ettim, ütü deyince kaçacak delik aradım ama hepsini de gerektiği için yaptım.
14 Mart 2012 Çarşamba
30.Hafta: Yorucu da Olsa Güzel
13 Mart 2012 Salı
Yaşamadın Sen
10 Mart 2012 Cumartesi
Hamile Annenin Hastalıkla Sınavı
7 Mart 2012 Çarşamba
29.Hafta: Daha Bir Ağır
Evdeyken ise daha çok yoruluyorum sanki. Kızım benden bir dakika ayrılmak istemezken, bırakın yatmayı koltukta oturmama bile tahammülü yok. Hemen kaldırıp yanına oturtuyor ya da bir yerlere koşturuyor. Onunla gelişimini destekleyici oyunlar oynamaya çalışıyorum ama o oynarken nedense ben çok yoruluyorum. Dışarda olduğum zaman bu kadar pestilim çıkmıyor.
6 Mart 2012 Salı
Sadece Zaman Aldı

3 Mart 2012 Cumartesi
Yerinde Saymak Zaten Ölmek Demektir
Kurgusu ve konunun işleniş tarzı çok iyiydi, bir tarih filmi olarak hem izleyiciyi saran hem de tarihi tam kesinlikle olmasa dahi bir miktar yansıtan bir film. Zaten tarihi kesin bir şekilde yansıtmasını beklemek de haksızlık olur diye düşünüyorum çünkü sonuç itibariyle bu bir sinema filmi. İstanbul'un fethiyle ilgili detaylı ve tarihi bir bilgiye sahip olmayanları en azından merak ve araştırmaya iteceğini düşündüm.
2 Mart 2012 Cuma
Gidişime Hüzünlensen mi?
1 Mart 2012 Perşembe
İpiyle Kuyuya İnilmezgiller
29 Şubat 2012 Çarşamba
28.Hafta: Tek Sorun Kansızlık

Kızımın doktora gideceğim gün ateşlenmesi sebebiyle hastaneye saat 10'dan sonra gitmek zorunda kaldım. O saate kadar aç kalıp bir de üzerine o korkunç limonatayı içip, 1 saatte öyle beklemek zorunda kalınca midem hamileliğin en büyük eziyetini çekti. Sonuçlar iyi çok şükür, hamilelik şekeri çıkmadı. Yalnız kan değerlerim hala epey kötü ve destek olarak yeni bir ilaç yazıldı.