7 Kasım 2012 Çarşamba

Zor Olan Ne?

Çocuklarımı çok seviyorum, her şeyden ve herkesten çok. Kalbimde hep bir şükür şükür şükür şükür… sözcüğüyle yaşıyorum ve varlıklarının değerini çok iyi biliyorum buna da çok şükür.

İki çocuk gerçekten kolay değil hele ki aralarında 22 ay olan iki çocuksa bu hiç kolay değil. Belki ikiz annesi olmak bundan daha zordur, üçüz annesi olmaksa kesin daha zordur ya da üç veya üstü sayıda çocuk annesi olmak. Kısaca, her zorun daha zoru vardır ve belki bir başka gözden bakılınca benim işim daha kolaydır. Objektif olarak kendi durumumu değerlendirince de durumun benim için o kadar da iç karartıcı olmadığını görüyorum. Oğlumun 7 aylık olmasına az kalan şu günlerde her şey düne göre daha kolay ve dışardan alabildiğim desteklerle de bu iki çocuklu anne olma durumunu da epey rayına oturttum aslında.
Her şeye rağmen, öyle ya da böyle bu annelik hiç kolay değil. Bazen çok bunaldığım anlarda karşıma çıkan ilk kişiye çok zor çok diye dert yanarken buluyorum kendimi. Peki çok zor çok derken neyi mi kastediyorum? Birkaç örnekle açıklamak isterim.



1.     Daha oğlum doğmadan önce kızımın tuvalet eğitiminde büyük bir yol katedmişken bugün tamamen beze dönmüş olması zorluyor beni. Gün içinde kimi zaman kendimi seriye bağlamış halde bez çıkarıp takarken buluyorum ve duyu organlarımla beraber işkence görüyorum. Üstelik hiç de anneye mis gibi kokmuyor, Allah düşmanımın başına vermesin yani o derece berbat bir iş bu.

2.     Kendi kendine yemek yemeyi artık neredeyse tamamen başaran titiz kızımın önlük takmama/giymeme ısrarı dolayısıyla gün içinde defalarca, üstüne bir şey döküldüğü an mama sandalyesinde soyunup beni yeniden giydir diye tutturması zorluyor beni. Bu işe oğlumun bol kusmuklu/salyalı ve bezinden taşan .oklu hali eklenince bazen seriye bağlamış halde kıyafet giydirip çıkarırken buluyorum kendimi ve gün sonunda bir sepet dolusu çamaşır çıkmış oluyor.  Bizim çamaşır makinesi bir gün bile boş durmuyor kısaca.

3.     Kızımın, ben zar zor yemek yeme fırsatı bulunca benimle resim yapmak, kitap okumak, oyun oynamak için ısrar etmesi ve hatta açıklamalarımı dinlemeyip kolumdan çekiştirip odasına götürmesi çoğu zaman aç kalmama sebep oluyor ve aç aç çocuklarla uğraşmak zorluyor beni.

4.     Zaten gündüz pek uyumayan oğlumu tam uyutmuşken kızımın çıldıracağının tutması ve evde çığlık kıyamet koparması sonucu uykusunu alamadan uyanan oğlumun da huysuzluğunun buna katılması zorluyor beni.

5.     Kızımın oğluma vurduktan sonra yanıma gelip, anne ben kardeşime vurdum demesi ve bunu yapmaması gerektiğine bir türlü ikna edemeyişim sonucu oğlumun iyice bir pataklanmış olması zorluyor beni.

6.      Kızımın oğluma sarılıp öpmek isterken, ayının yavrusunu severken öldürmesi misali üstüne çıkıp çocukcağızı ezim ezim eziklemesi en çok da vicdani açıdan zorluyor beni.

7.     Bir yere gidecekken hazırlanmanın en az 1 saat sürmesi, kızımın giydiği kıyafetleri değiştirmek isteyip çorabına varana kadar yeniden soyunması, oğlanın tam kapıdan çıkacakken kusması ya da bezini kirletmesi, kızın yağmurlu günde açık ayakkabı giymek için, güneşli günde bot giymek için ısrar edip “hayııııııırrr” diyerek zıp zıp zıplaması zorluyor beni.

8.     Arabayla bir yere giderken oğlumun yattığı yerden kucağa gelmek için ağlamaya başlaması sonucu kızımın da sebepsiz bir şekilde mızırdanmaya başlayıp yavaş yavaş bu mızırdanma miktarını oğlumun ağlama şiddetine oranlayarak arttırması kısaca kıskançlık/taklit etme halleri zorluyor beni.

9.     Bir yerlere gezmeye gidince, emme düşkünü oğlumun sızlanmaya başlayıp emzirene kadar huzur bulmaması, ben onu emzirmenin yolunu ararken kızımın da bezini kirletmiş olması ya da park diye tutturması ya da restorandaysak mama sandalyesinden inmek için yapmadığı huysuzluğun kalmaması zorluyor beni. 

10.  Kucak düşkünü ve yere 2-3 dakikadan fazla bırakılmaya tahammülü olmayan oğlumun sürekli kucağımda ya da emzirme pozisyonunda oluşu, kızımın da bu duruma oldukça uyuz oluşu ve tam o sırada onun da anne beni kucağına al diye tutturması sıklıkla yaşadığım bir olay olduğundan zorluyor beni.

11.  Gece kızımın uyanması sonucu zaten doğru dürüst uyumayan oğlumun da uyanması ve ikisinin birden sanki o çok ilgili, gülüp eğlendikleri, oyunlar oynadıkları babaları bir yabancıymış gibi sadece beni isteyip çığlık çığlığa ağlamaları ve ikisinden birini tercih edip diğerini de kendi çapında bir eziyete mahkum etmek zorunda olmak zorluyor beni.

12.  Gece ikisinin de uyanması sonucu saatlerce uyutma mücadelesi verirken harcadığım efor sonucu çektiğim eziyet ve üstüne sabahın köründe uyandırılacağımı bilerek yaşadığım uykusuzluk çok zorluyor beni.

13.  Site içinde de olsa ikisiyle beraber tek başıma parka çıktığımda oğlumun huysuzluk yapıp ağlamaya başlaması, kızımı eve gelmek için bir türlü ikna edemeyip rüşvet teklif etme noktasına gelmek zorluyor beni.

14.  İkisiyle parktayken, oğlumun klasik huysuzluğuyla pusetinde durmayıp kucağıma gelmesi ve bu şekilde kızımı salıncağa bindirip sallamak, tahterevallinin bir tarafına oturtup diğer taraftan destek vermek, başka çocuklar varken gözetim altında tutmaya çalışmak ve bazen kucağımda oğlumla kızımın peşinden koşturmak zorluyor beni.

15.  Sabah evde yalnızsam ikisinin aynı anda uyanmasıyla, hangisinin bezini önce değiştireceğime karar vermek, birini emzirirken ötekine kahvaltı hazırlamak, birine kahvaltı ettirirken ötekinin yerinde durmayıp kucağıma tırmanmaya çalışması, ikisine aynı anda yetişmek zorunda olmak zorluyor beni.
İşte iki çocuklu olmak insana tek çocukluyken şikayet ettiği halleri mumla aratırken, tam da bu sebeplerden tek çocuğa ben tek gözümle bakarım dedirtiyor;) Peki güzel mi? Çok güzel…. İşte bu fotoğraf da kanıtı, zor olan şeyler güzeldir!



8 yorum:

Sevgi dedi ki...

canım ya işin zor gerçekten.. ama zaman öyle hızlı geçiyor ki bi bakmışsın kocaman olmuşlar.. biraz daha sabır...

tomurcuk dedi ki...

Allah kolaylık versin. Zor gerçekten. Ama herhalde bir-iki yıl sonra aynı doğum sancılarını unutmak gibi bunlar da unutulacak. Mutlaka denemişsinizdir ama parkta oğlanı sırta asılan slinglerden birine koysanız. Hem o etrafı seyreder hem de siz kızınızı sallayabilirsiniz. Slinge alışmaları zaman alıyor ve bahsettiğim er.go gibi slingler pahalı ama oğlunuz alışırsa ellerinizden biri yine size kalabilir.

esrabetul dedi ki...

Rabbim kolaylıklar versinn tüm annelere önce sizee
esra betül

Ben Kızımın Delisiyim dedi ki...

Sevgicim, insan zamanla alışıyor ve sabretmek kolaylaşıyor. Öyle olmasa ne yapardık kimbilir.

Tomurcuk, çok teşekkür ederim. Zaten babasling kullanıyorum yalnız onunla da yine önde ve kucakta gibi oluyor sırt desteği olmadığından şimdi büyüdüğü için elimle daha çok desteklemem gerekiyor. Ergoyu biliyorum ama zaten kış geldi havalar ısınana kadar da oğlum büyür gerek kalmaz umudundayım:)

Esrabetul; amin, çok teşekkür ediyorum.

aileBiz dedi ki...

4. ve 12. maddelerrrrr zor! :)

Allah kolaylık versin...

ZeyneP dedi ki...

Bu yazıyı "Kardeşler arasındaki en ideal yaş farkı 2'dir" diyen uzmanların gözüne sokmak istiyorum!!!

Ufaklık sürekli kucak istiyorsa "ergo baby carrier" bence de denemelisin. Ben çok memnunum. Artık pusetle falan uğraşmıyorum. Kucağımda gezdirirken sırtım, belim ağrımıyor. Kışın da rahat kullanılıyor. Hatta daha rahat. Havalar soğuduğundan beri birbirimizi ısıtıyoruz dışarda. Ben ikinci el almıştım. Gerçi bu durumda hep kucağında olan ufaklık için "abla" ne der onu bilemem :S

Ben Kızımın Delisiyim dedi ki...

Zeynep merhaba:) beni el birligiyle ergo'ya ikna edeceksiniz;)) saka bi yana baktim duzelmiyor dusunebilirim, abla da su sira hep kucagimda olma cabasinda gerci haklisin.

anne kaleminden dedi ki...

eski günlerim geldi aklıma :)) benimkilerin arası da 19 ay ama şu an 5,5 ve 4 yaşındalar ve öyle mutluyum ki... birlikte oynuyorlar, şu saydığın sorunlar büyük ölçüde azalıyor. sabır sabır büyüyecekler işte :) kolay gelsin :)