11 Haziran 2012 Pazartesi

Uzun Zaman Oldu


Az önce dişlerimi büyük bir hızla fırçalarken dış fırçasıyla damağıma çarpmamdan mütevellit hala acısını çekerek yazıyorum bu postu. Neden mi hızlı fırçalıyordum? Hazır oğlum uyumuşken kendimi bir an önce uykunun kollarına atabilmek için.

Ben bugün bir de ayağımı şiddetli şekilde koltuğun kenarına çarpmıştım dimi? Nedeni bas bas bağırarak ağlayan oğluma meme yetiştirmeye çalışmamdı.

Hızlı... İnanılmaz hızlı geçiyor günler. Hani zaman hızlı geçiyor deriz ya hep, benimki jet hızıyla geçiyor ve saatler bana yetmiyor bu sıra.
İki çocuğa birden yetişemeyip kızımı ara sıra çok sevdiği babaannesine göndersem de tek çocukla bile bir işe el atamadığım günler oluyor. Oğlum çok gazlı bir bebek ve bu yüzden emmeye çok düşkün, uykusu sıkıntılı. Sabah 6 sularında başlayan macera seanslarımızın gece 12'ye kadar sürdüğü oluyor. En sevdiği yer çoğu bebek gibi araba. Eğer kızım olmasa eşimle akşamları çıkıp arabayla dolaşmayı tercih edebilirdik.

Evin içinden çok dışını tercih ediyorum ama iki çocukla bile olsa. Babam, kardeşim ya da eşim. Kimi yakalarsam atıyorum kendimi dışarı ve bu hep daha iyi geliyor bana yalnız onlara pek iyi geldiği söylenemez. Hadi eşim babaları ama dede ve dayı pek memnun olmayıp mızmızlık yapıyorlar, zor tabi haklılar. Sitenin Cafe'si var iyi ki, en kötü ihtimalle hadi size Cafe'de bir şeyler ısmarlayayım diyerek tavlıyorum onları ve bu genelde ise yarıyor. Evet evet ben ısmarlıyorum, çok centilmen bir babam ve kardeşim var:)

Geziyorum, kendime bakıyorum her şeye rağmen. Doğumun ilk gününden beri kendini salmış kadınlardan olmamak için çabaladım ve olmadım da. Dışardan bomba gibi göründüğüm söylenebilir hatta bu çocukların anası olduğuma inanmayan da olabilir ama yorgun bu kadın. Çok yorgun...4 saat uykuyla günü geçiren, sürekli çocuk emzirme haline hazır ve nazır olan, büyük çocuğuyla bulduğu boşluklarda iki top tekmeleyip gol diye bağıran, bir kitabı eline alıp yavru köpek hav hav diye diye gezinen, çişimiz tuvalette şarkısını söylemeden çişleri tuvalete bırakan, bol bol sarılıp öpen, iki çocuğuna da yetmek için didinen, küçüğün ekstra gaz çıkarma seansları sırasında sıyırtan ve daha bir sürü şey... İşte o benim.

Güzel tabi iki çocuk. Olayın duygusal boyutundan bahsetmeme gerek olduğunu sanmıyorum. Çocuk bir anne için tarif edilmez bir aşksa bunun iki katı nasıl bir şey olursa öyle bir şey işte. Güzel de en çok fotoğraflarda güzel şimdilik;) Özenilip istenmeyecek gibi durmuyor ki 4'lü kareler ama yaş farkı azsa zor kardeş zor. Nerden yaptım ben bu ikinci çocuğu, delirmiş olmalıyım hem de bile isteye demiyorum! tabi ki çünkü keşke olmasaydı diyemeyeceğim kadar güzel. Yalnız yapmamış olan, düşünen, taşınan, kaşınan varsa ve benden bir fikir isterse, biraz daha beklese daha iyi olacağını söylerim. İdeal yaş farkı bence 4 der mevzuyu kapatırım. Oğlum büyüdüğünde çok rahatlayacağımı hatta ikisi oynarken ağzım kulaklarımda gezeceğimi biliyorum, zahmetsiz rahmet olmaz onu da biliyorum ama ilk aylar çok yıpratıcı ve ne yazık ki hep birine yetişememe hali mevcut.

3 yorum:

Sevgi dedi ki...

:)) o ayak çarpmalarını ben o kadar çok yaşadım ki.. hatta iki kez uyku sersemliğiyle yere kapaklanıp kafa mı duvara bile çarptım... senin işin daha zor tabi iki meleğinin ayrı ayrı ihtiyaçları oluyordur mutlaka.. ve acayip yoruluyorsundur.. allah yardımcın olsun güzelim..

yaruze... dedi ki...

bende senin gibi düşünüyor sürekli gelgitler yaşıyordum fakat şu an tam da düşündüğün gibi iyi ki böyle uygun görmüş Allah diyorum.2,5 yaş fark iyidir iyi...
Benden sana aynı hatalara düşmüş deneyimli bir anne olarak tavsiye:Kızını düşünüp kendine zulm etme,işleri akışına bırak.Oğlunu kızının yanında seveceksen sev,yetemediğin yerlerde koyver gitsin,emin ol kızın bundan hiç etkilenmeyecek.Üstelik hayat boyu hep gözde olma gibi bir şansı da olmayacak.Ne kadar erken tadarsa bunu o kadar kolay kabullenir.Söylenecek çok şey varda gece gece ancak bu kadarı çıkıyor,sanırım yatmalıyım :)
İyi geceler ve kolay mesailer dilerim...

Ben Kızımın Delisiyim dedi ki...

Yaruze; tavsiyelerin için teşekkür ederim beni anlayan ve yaşadıklarımı yaşamış birilerinin olması kendimi yalnız hissettirmiyor. Sen arada yokla bu blogu bişeyler söyle bana çünkü sürekli olarak bir bunalımın içine düşüp düşüp çıkıyorum toparlanamadım bir türlü.