24 Şubat 2011 Perşembe

Bin Muhteşem Güneş

Bu sıra o kadar yoğunum ki ve sanırım bundan sonra da böyle devam edecek. Geçenlerde sevgili deli anne yazmıştı Pepela’nın başına gelenleri. Libya'da olanlardan çoğumuzun haberi vardır sanırım. Kızımın süt annesiyle bu duruma çok üzüldük ve sohbet sırasında bu olayın ona “Bin Muhteşem Güneş”i hatırlattığını söyledi bana. Ben bu kitabı okumamıştım ama konuyu anlatınca merak ettim. Zaten bu sıra kitap okumak istiyordum artık yakınıyordum çünkü kızımdan fırsat bulmak benim için oldukça güç oluyor. Onun olmadığı zamanlarda da zaten yapacak iş çok hele artık bir de çalışılması gereken yığınla ders varken. Ertesi gün hemen ki bu 2 gün öncesine tekabül ediyor aldım kitabı. Şuan kitabın yarısına geldim ama aldığıma pişman mıyım ne...
Ya ben aylar sonra böyle bir kitap okumanın vermiş olduğu aşkla ya da kitap oldukça sürükleyici ve heyecanlı olduğundan kitabı elimden bırakamıyorum. Kitaba yapışık yaşıyorum diyebilirim. Kızım ve bana bir de kitap katıldı, 3 yapışık olduk. Tabi arada kitabı kemiren kızımın elinden de kurtarmaya çalışıyorum. 1 dk. bir şey bekleyeceksem bile ayakta da olsam açıyorum kitabı okuyorum hatta bugün derse gelen hocayı bile fark etmemişim, o denli dalmışım yani. Bir an önce bitmesini ve bu durumdan kurtulmayı istiyorum.
Gençken güzeldi, çocuksuzken güzeldi böyle bağımlılıklar. Bazen bir kitap olur ve bitirmeden ruhun huzur bulmaz. Geçen saatlerin farkına bile varmazsın, sanki 2 saat 10 dk. da geçmiş gibi hissedersin, zaman o kadar az gelir ki. Ama anneyken olmuyor çünkü anne moduna çok ağır geliyor bu bağımlılık. Boş vakitlerinde açacaksın, okuyacaksın ama ayracı arasına koyup kapatırken de aklını kitapta bırakmış devam etmeyeceksin hayatına. Anneyken çok zor oluyor böylesi hele bir de kitaptan ayrılamıyorsan. İlk kez okumaktan yorulduğumu hissettim. Bu sadece bana mı böyle oluyor bilmiyorum belki de uzun bir aradan sonra başladığım için ya da belki bebeğim hala çok küçük olduğu için. Bir yandan da bu keyifli okuma işini çok özlediğimi fark ettim. Sanırım fazla kaptırmadan okumayı öğrenmekten başka şansım yok.

4 yorum:

neselihaller dedi ki...

hayatım ben kitabı artık sadece serviste giderken tam olarak okuyabiliyorum...yoksa yok...

İkiz Annesi dedi ki...

Bende çok özledim kitap okumayı.Dediğin gibi saatler dakikalar gibi gelir insana.Haftada neredeyse iki kitap bitiren birisi olarak özledim o günlerimi ama henüz yapamıyorum maalesef.

çocukça yaşamak dedi ki...

iki ayda 10 adet kitap aldım o kadar okuma sevinciyle doluyum ki otursam vakit olsa hepsini okuyasım var.ama kızım izin vermiyor eşim bir yandan çekiştiriyor işler bana bakıyor derken kitaplar bana ben kitaplara bakıyorum ama şu an "abra kadabra "diye bir kitaba başladım tavsiye ederim...v söylediğin kitabı merak ettim bakıcam

Eymen'im ve Essa'sı dedi ki...

Merhaba. Ben de uzun bir süre kitap okuyamadım. Oğlumla gezmekten vakit bulamıyorduk inan. Ama yaklaşık bir aydır kitap okuyacapım diye gece 3lerde falan yatıyorum. İlk önce Kayıp Gül'ü okudum. Arkasından Bin Muhteşem Güneş ve sonrasında da Sahilde Kafka bitmek üzere. Ama dediğin gibi vakit olmayınca yatarken okuyabiliyorum artık. Ben de bırakamadığım için yatma saatim ve (sadece geceleri okunarak) bitirme süresi de uzuyor tabi. Ama değiyor sonunda. Bence de çok güzel bir kitap ve anlatım. Diğer iki kitap da öyle. tavsiye ederim. Keyifli okumalar herkese. Sevgiler...