19 Şubat 2011 Cumartesi

Filistin'de Anne Olmak

Bu akşam eşimle hadi dedik sinemaya gidelim. Kızımı görümceme ve teyzeme emanet ettikten sonra düştük yola. Zaten kızımın uyku saatiydi, yokluğumda uyuyacaktı nitekim öyle de oldu. Bu sıra gündemde olan iki film “Aşk Tesadüfleri Sever” ve “Kurtlar Vadisi Filistin”. Aşk Tesadüfleri Sever’in sonunu öğrendikten sonra bünyemin şu sıra böyle bir sonu kaldıramayacağına emindim. Eşimin de isteği yönünde Kurtlar Vadisi’ne gittik ki yağmurdan kaçarken doluya tutuldum diyebilirim.
Filmdeki yoğun aksiyon ve bol silahlı sahneler pek tarzım olmasa da konu beni etkilemeye yetti. İnsan yanım etkilendi, müslüman yanım etkilendi ama anne yanım işte o bambaşka etkilendi. O an aklıma sadece şu geldi; ben evde yatağında mışıl mışıl uyuduğunu bildiğim kızımda aklımın yarısını bırakmış orada oturuyorken Filistin’li anneler bu duygumu öğrense ne hissederdi acaba? Orada belki sokakta, belki de ev baskınında hatta belki bombalar altında evladını, bebeğini kaybetme ihtimaliyle burun buruna yaşayan anneler düştü aklıma. Nasıl bir duygudur dedim, anlayabilir miyim ben onları? Hayır benim aklım bunu almadı, alamadı. Ben bugün kızımın her şeyi için en detayına kadar titizlenirken, babaannesinde ya da halasında bırakırken aklım hep onda kalırken, uykusuzluğunu kendime dert ederken, sağlıklı beslenme, düzenli uyku, akıllı-zeki iyi yetişmiş çocuk diye tuttururken oradaki annelerin tek derdi evladının canı ve onu koruma duygusudur herhalde. Orada anne çocuğunu her öğün yedirebiliyor mudur acaba ya da yediğinin ne olduğunun çok da önemi var mıdır? Ben çocuğuma şimdiden yığınla oyuncak almışken oradaki annenin çocuğu sokakta silahlar arasında taşlarla oynuyordur dimi?
Filmi izlerken sahneler arasında kucağında bebeğiyle anneler gördükçe bu duygularla yedim bitirdim kendimi.  Anneyim ama Filistin’de değil. Buna hem şükrettim hem kahroldum. Vicdanımda derin bir sızıyla ah dedim ah!!! Eğer ki ben evde kızımın mışıl mışıl uyuduğunu bilip, onun canından, onun güvenliğinden endişe etmeyeceğim bir  vatanda, bağımsız bir bayrak altında, nöbette dimdik Mehmetçiğim ve bir devletim varsa... buna ne kadar şükretsem az. Sızladım çünkü eğer ben böyleyken böyleysem ya Filistin de anne olsaydım?

3 yorum:

Eymen'im ve Essa'sı dedi ki...

Yaşamın neler getireceği belli değil. Bin Muhteşem Güneş'i (Khaled Hosseini)okudum,bitirdim yeni. Orada da Afganistan'daki savaş dönemi anlatılıyordu. Afganistan'da kadın olmak bir de. Gerçekten bunları duyup, gördükçe ne kadar boş şeylerle uğraştığını anlıyor insan. Ancak bulunduğumuz zamana, şartlara ve duruma ayak uydurmaya çalışıyoruz biz de. O şartlarda yaşasaydık şuan yaptıklarımızın hiçbirini yapamazdık elbette. Gönlün ferah olsun. Ancak zorda kalanları da her zaman gözetmeyi unutmamalıyız diye de düşünüyorum. Sevgiler...

İkiz Annesi dedi ki...

Allaha binlerce kere şükürler olsun bizleri böyle bir sınavla sınamadığı için:(
Orada bulunan tüm kuzucukların ve annelerinin de Allah yardımcısı olsun:(

çocukça yaşamak dedi ki...

çok güzel anlatmışsın arkadaşım filmi bende izledim aynı senin gibi birazda zorunluluktan aşırı vurdulu kırdılı silahlı bir filmdi.kendimi seninde anlattıkların sahneler karşısında tuttum ama o engelli çocuğun evde bırakılıp evin yıkılmasında açtım muslukları...allaha şükür böyle şeyler hiç görmedik inşallah başka hçbir ülke bundan sonra görmesin..