26 Aralık 2011 Pazartesi

Kalsan da Hoş, Gitsen de Hoş

Dert(?) denilen şey nasıl gelir?
Tek sıra halinde ara vererek? Ya da sıra gözetmeksizin komplike şekilde?
Her iki biçimde de gelme ihtimali vardır elbette ama ben bugüne kadar ilk şıktakine pek denk gelmedim. Benim hayatıma dahil olan dertler her zaman komplike olarak üstüste gelmeyi yeğlemişlerdir.
Dert diyorum ama dert olarak görmüyorum hiçbirini. Toplu halde hücuma geçip üstüme çullansalar da farketmez. Çok az yaşanmışlıkla çok fazla tecrübe bir araya gelince, insan anlıyor ki dert gibi görünen hiçbir şey aslında dert değil. Hepsi yaşamın içinde, insana ait, hayata dahil şeyler…
Şimdi, yine bolca sınanma zamanındayız. Gelen derde sabırla hoş geldin deyip ardındaki hayrı ve ferahlığı bekleme vaktindeyiz.
Kendimi zorlasam da üzülemem, hele ki maddi sıkıntılara. Gözümden bir damla yaş akıtamam giden dünya malına.  Saklambaç oynayan çocuk gibi bir görünüp bir kaybolur meta denilen şey. Hakikat maddeye tamah etmeyecek kadar, onu el üstünde tutup manayı görmeyecek kadar körlüğü kabul etmez.
Şimdi, soğuk kış günlerinde ellerini cebine sokup, rüzgar seni uçuracak gibi eserken ve hatta şemsiyen ters dönse dahi yağmurla usul usul yürüme vakti. Adımlarını yavaş yavaş atarken sadece bir otobüse yetişme telaşıyla koşar adım gitme vakti.
Şimdi, daha uzun süren yolculukta daha fazla kitap okuma vakti.
Şimdi, biraz daha gözlem yapıp, seyr-i alem etme vakti.
Şimdi, belki de hayatımın en değerli vakitlerinden biri.
Ne de güzelsin sen dert, gelişinle ne çok ışık buldum kendime. Sen geldin, ben göremediklerimi gördüm. Kalsan da hoş, gitsen de hoş. Kaldığın sürece varım, giderken de hoşça uğurlarım.
Kahretmeye sebep yok, şükretmeye sebep çok… Hem de tüm hayırlar şer görünürken perde inmiş göze.

2 yorum:

REÇELİM dedi ki...

şunu bilir şunu söylerim dert dene illet kesinlikle tek hgelmez diğer arkadaşlarını toplar birlikte gelir sonra düşün dur hangisini halledeyim diye:))

sevgiler..

ruzgarligunlervegeceler dedi ki...

Bana da öyle olmuştur, "teker teker gelin uleyyn" diye haykırmışlığım çoktur. Sanırım bu da ilahi düzenin bir parçası, hazırlıksız yakalanma diye :)