8 Aralık 2011 Perşembe

Ayinesi İştir Kişinin

Etrafıma şöyle bir bakıyorum ve yaptığı işi ciddiye almayanların ne çok olduğunu görüyorum. Oysa insan bir iş yapıyorsa eğer, ne iş olursa olsun hakkını vermeli öyle değil mi?
Bir şeyi yapıyorsan ciddiye alacaksın ve hatta sevmesen bile. Bunu özellikle vurguluyorum çünkü sevmediği işi yapan, aslında çok farklı yetenekleri olduğu halde içinde bulunduğu işin içine girmiş ya da sürüklenmiş kişilerin varlığı da bir gerçek. Yine de, eğer bir işi yapıyorsan o işin tüm sorumluluğu sana aittir. Sevmediği işi yapmak bir insan için gerçekten çok zordur, belki seven birine göre kat kat daha yorucu gelir ama eğer bu yola girildiyse bu sebebin altına dahi sığınılmamalıdır.
Baştan savma yapılmış ya da dalga geçer gibi hafife alınmış işlerin ne kişinin kendisine ne de bir başkasına hayrı olmuyor ne yazık ki. Üstelik bunun en kötü tarafı da, zaman denen en kıymetli kavramın heba edilişi.
Demem o ki, ya doğru düzgün yapmalı işini, ya da hiç yapmamalı. Yaparak ortamda kalabalık da etmemeli. Yaptığı işle birilerini yoran ve gereksiz vakit alanlar aslında bir köşe de durup seyretseler daha faydalı olurlar diye düşünüyorum.
Yaptığım her işi ciddiye alıyorum ben, şimdi burada oturmuş şu yazıyı yazıyorsam da ciddi ciddi yazıyorum. Düşünüyorum üzerine, eksisini artısını değerlendiriyorum. Sonuçta ben buna vakit veriyorum, zaten çok kısa olan, zaten nasıl geçtiğini bile anlamadığımız zamanın değerli dakikalarını döküyorum buraya.
Zaman harcanan her iş kıymetlidir ama ciddiye almak koşuluyla. Amiyane tabirle, dalgasına yapılan her şeyin yarı yolda kalacağı gerçeği gibi, düzgünce yapılan her şeyin de eninde sonunda değer göreceği muhakkaktır. O yüzdendir ki, her işte birileri hep daha ön planda, daha adı anılır ve daha çok bilinendir.
Bugün hangi iş olursa olsun, onunla ilgili akla ilk gelen isimler vardır. İşte onlar, yaptıkları işi ilk önce ciddiye alan ve o işin hakkını veren, o işi yürekten seven insanlardır. Birisinin yapabildiğini herkes yapabilme potansiyeline sahiptir buna inanırım ben, yeter ki ciddiyetle istesin ve elbette severek yapsın. Ve lütfen, ne bana denk gelip beni, ne de toplumun diğer bireylerini gereksiz yere meşgul etmesin.

7 yorum:

Amak-ı Hayal dedi ki...

Seni şuan keşfettim diyebilirim. Düşüncelerin benimle öyle çok uyuşuyor ki... Çok güzel ifade etmişsin. İşte senin gibi düşünenler kitleleri peşinden koşturuyor, yaptıklarıyla düşündükleri bir insanlar başarılı olabiliyor, taktir görüyor... En azındna benim soluduğum atmosferin başarılı insanları senin gibi düşünenlerden çıkıyor.

Seni tebrik ediyorum yaşının bana yakın olmasıda ayrıca mutluluk verici.. Çünkü yaşıtlarım bu tarz düşüncelere öyle uzak ki...

Daha sık görüşebilmek dileğiyle...

Sevgiler..

Nilhan - Küçük Mucizem dedi ki...

Ti ye alan, dalga geçip küçümseyenler bir tarafa, burnundan kıl aldırmayan, herşeyi ben bilirim havası atanlar bir tarafa. iki gruba da tahammülüm yok. ama iş ortamında nelere eyvallah etmiyoruz ki???

ruzgarligunlervegeceler dedi ki...

Hmm, bu yazının bir alt metni var, belli ;)

Ben Kızımın Delisiyim dedi ki...

Amak-ı Hayal; Çok teşekkür ederim yorumun beni çok mutlu etti, inşallah görüşelim tabi ki.
Sevgiler.

Nilhan; Çok doğru söylüyorsun her ikisi de katlanılmaz oluyor aslında.

Rüzgarlıgünler; Alt metin olmadan olur mu hiç:) Her yazılanın bir sebebi vardır muhakkak;)

Amak-ı Hayal dedi ki...

sana ait herşeyi okudum hangi şehirdesin öğrenemedim ne acı bir durum değil mi :P

Ben Kızımın Delisiyim dedi ki...

İstanbul canım:)

Amak-ı Hayal dedi ki...

bende istanbuldayım anadolu yakası :)