Olasılıksız, pek bilinen ama benim okumakta epeyce geç kaldığım ve sonrada kendi kendime bunca zaman okumadığım için hayıflandığım kitap. Bir solukta bitince öncelikle yazara hayran kaldım. İnsan nasıl bir donanımla böyle bir kitabı kurgular, bunu yazmış olmak nasıl bir duygudur diye geçirdim içimden.
Çevremde kitabı yarım bıraktığını söyleyenlere şaşkın bakışlar atmış olsam da, bu kitabı sevmek sanırım biraz da bilime aşina olmayı gerektiriyor.
Her şey bitip de şöyle düşünmeye başlayınca, düşüncelerim karşısında dehşete düştüm önce. Hiçbir şey ne olasılıksız ve ne de tesadüf değil. Bu kısacık cümlenin içi o kadar dolu ki.
Hani yolda yürürken çarpıştığımız bir insan, ya da kalabalık diye binmediğimiz bir otobüs, çokça yakınılsa da yolda kalan metrobüs, yağan kar yüzünden ertelenen işler, karda takarım diye arabaya zincir almak için girdiğin benzin istasyonunda oyalanma süren, şimdi her şeyi bırakmış bu yazıyı okuyor olmak... Kısaca tüm bunlar ve günlük rutin içinde yaptığımız her şey bizi ve çevremizdeki her şeyi zincirleme olarak etkileyecek olaylar silsilesi ve hepsinin oluşu binlerce olasılıktan sadece biri.