1 Eylül 2011 Perşembe

Kızım Sen Annesin A-N-N-E!

Başlıktaki sözler tamamen kendime ve hala hayatı ikiye bölen çocuktan önce-çocuktan sonra dönemine olan isyankar tavırlarıma.
Kendime kızıyorum artık, hala kabullenemeyişime ve hala “hadi eski günlerdeki gibi” diye başlayan ve hiçbir zaman “aynı eski günlerdeki gibiydi” diye tamamlayamadığım cümlelerime.
Kızımı akşam uyuduktan sonra halasına bırakıp çıktık eşimle. Amacımız hani şu yukarıdaki ağzımdan bir daha çıkmayacak olan birinci cümle var ya, en çok da onun için gezip, baş başa vakit geçirmekti. Kızımı uyurken de olsa bıraksam bile, evden çok uzaklaşmazdım aslında, hep  15 dk. da gelebilecek kadar yakın mesafede olurdum.
Kız Kulesi’nin karşısına gidip orada romantik takılmak da nerden çıkmıştı ki? Olacak iş miydi o kadar uzaklaşmak ve olacak iş miydi beynimi kemiren kızıma dair bütün düşünceleri bir kenara bırakıp keyfime bakmak? Olmuyordu aslında da ben yine de oluyormuş gibi davranıyordum. Oluyor işte oluyor diye telkin ediyordum kendimi, bak şimdi o malum cümle gerçek olacak, bak bu ayda yılda bir, hatta bu kadarı da bir ilk senin için hem bir kerecik...
Hem o sıcacık yatağında uyuyor şimdi hani genelde uyur ya pek uyanmaz bu saatlerde derken telefonda biraz geç gördüğümüz bir mesajla geldim kendime. Tabi ki görümcemdendi ve kızımın uyandığını hatta uğraştığını ama bir türlü uyutamadığını bildiriyordu.
Kızcağız ne yaptıysa uyutamamakla birlikte, oldukça ciddi bir çaba harcamış uyutabilmek için hem de 1 saat. Şimdi bu 1 saat biz anneler için normal sayılabilir ama anne olmayan hatta alakası da olmayan biri için bence alkışlanası bir enerji.
Sonuçta henüz manzaraya yeni ulaşmışken, henüz daha çayı bile yudumlayamamışken apar topar kalkıp, arabaya nasıl bir hızla gittiğimizi bile hatırlayamadığım bir halde, en çabuğundan ulaştık eve. Biz eve gelene kadar kızım uyumuştu ama benim günlerdir kızıma bıraktırmak için uğraştığım ve neredeyse 1 haftadır vermediğim 1 biberon sütle.. Açlıktan değil ama sadece biberon keyfinden. Görümcemin onu hala biberonla besleniyor sanması da, acaba bu çocuk acıktı mı ki diye düşünüp biberon vermesi de doğal hatta bu da takdir edilesi ama benim yaptığım şey…
Kısaca, sinir oldum kendime, 14 ay sonra hala bu minvalde cümleler kurabiliyor olmama ve hala bildiğim, yaşadığım, gördüğüm halde kabullenmekte zorlanışıma. Bu yazı bana kapak olsun çünkü bitti artık o devir.
Ben anneyim tek gerçek bu ve bir daha hiçbir şey asla eskisi gibi olmayacak.

6 yorum:

ÇokBilmiş dedi ki...

Ben de 14 ay geçmesine rağmen hala rahatlayamamış olmana şaşırıyorum :) Yani ne var Nurefşan Hanım yılın bir gecesi de ağlayarak uyusa, azıcık da halasını delirtse? Bak, sen gidene kadar uyumuş kalmış, gittiğine bile değmemiş.
Sen de rahatlayacaksın bir gün ama dur bakalım ne zaman... Belki ikinciyi doğurunca gevşer misin acaba? ;)

Ben Kızımın Delisiyim dedi ki...

Canım bence ben 2'de olsa 5'de değişmem:)) Mümkün değil rahat olamıyorum ve olamayacağım:( Çözümü de yok galiba..Neyse asıl bunalımım bayramdan sonra okula başlayınca olacak bu ne ki;)

Ülkü dedi ki...

Eyvah eyvah ne başlıklar gelecek kimbilir okula başlayınca :) sen çok fenasın valla tabi endişelenceksin bende tek başıma bir yere gitmemişimdir hemde hiç ama gitsemde endişelenmem bu kadar yani şimdi ilk günlerde bir milyon kez arardımda :)

ummuseyyaf dedi ki...

annelikle birlikte insan kendinden vazgeçmek zorunda kalıyor doğru ama, bu kadar kasmamak lazım ya. Sonuçta siyam ikizi değilsiniz. Bazı şeyler eskisi gibi olabiliyor zaman zaman. Bunu yapabilmek için anne-babanın biraz rahat hissetmesi lazım bence.

Adsız dedi ki...

Neredesin kızım sen, özledik seni ! Nurefşan'ın tatlı yüzünü bizden mahrum bırakıyorsun ya aşk olsun sana.
Noyan'ın anası
(laf aramızda bende çıkarken hiç rahat olmuyorum ama zorluyorum kendimi...:(
Noyan'ın anası Müge

Adsız dedi ki...

İNSAN HEP MUTLU ANNEDİR ANNELER ŞEFKATLİDİR...ÇOCUKLARI SEVERİM