18 Eylül 2011 Pazar

Anne Merhamettir...

Annemi hastalığını öğrendikten 27 ay sonra kaybettik. O 27 ayın her anı aklımda benim, bugün her bir ay yaşanan sıkıntıyı, acıyı, mutluluğu an be an hatırlıyorum. Bir gün diyorum yazsam baştan sona… Ama şimdi değil… Çünkü her anı derinlemesine hatırlayıp yazacak kadar güçlü değilim şuan. Belki de hiç olmayacak o güç.
Annem… Hastalığının teşhisinden 7 ay sonra ameliyat olabildi. Ve o 7 aydan sonra tam 1 yıl aramızda hastalığına göre çok daha sağlıklı yaşadı. Ameliyattan sonra o kadar dikkat etti ki kendine, o kadar sağlıklı beslendi ki… Oysa her şey için çok geçti artık.
Nasıl unutabilirim… Her Salı günü annemle organik pazara gidişimizi ve yığınla alışveriş yapışımızı. O dönemde bende hamileydim aynı zamanda. Ne çok istemişti bir torununun olmasını, ameliyatından birkaç ay sonra vermiştim ona müjdeli haberi, ilk ona söylemiştim. Master’a başlamıştım aynı zamanda o dönem ve her Salı okulda bir işim bile olsa bırakır giderdim annemin yanına. Hiç unutmam laboratuarda arkadaşlara kaç defa ben kaçıyorum annemle pazarımız var dediğimi. Arkadaşlarımda biliyordu artık bu düzenli programımı.
Bir gün… Yine bir Salı günü pazardan dönerken, arabadaydık annemle. Ben sürüyordum, o da yanımda oturuyordu. İyi ki yüz yüze değildik de yan yanaydık ... İyi ki gözlerine bakmak zorunda değildim o an… Annem bana, hastalığımın yeniden nüks etmesini istemiyorum, ölmek istemiyorum demişti. Ölmek istemiyorum ama korkumdan değil, SİZDEN AYRILMAK İSTEMİYORUM…
Hani olur ya bir an gelir, ağlayacaksındır, gözyaşları kirpiğinin ucundadır ama ağlamaya hakkın yoktur, ağlamaman gerekir ve bu ağlamama mücadelesi içinde bir yumruk oturur boğazına, yutkunamazsın bile. İşte o yumruk oturdu o an boğazıma ve ondan sonra da defalarca. O yumruk nasıl oturur ama bir bilseniz. O yumruk kadar beter bir şey bilmem ben hayatımda.
Sadece hayır anne sen ölmeyeceksin, hasta olmayacaksın bir daha dediğimi hatırlıyorum boğazımdaki o yumrukla beraber. Ve ben annemin bir daha hasta olacağına hiç inanmadım. Hem de bütün bilimsel veriler iyileşmesinin artık imkansız olduğunu söylerken. Bir mucizeydi inandığım ama inanmıştım hem de sapasağlam inanmıştım.
Bir annenin evlatlarından ayrılmak istememesinin, onları dünyada annesiz bırakmamak istemesinin ne demek olduğunu ben anne olduktan sonra anladım. Hiç bir şey ve hiç kimse anne gibi olamaz, anne gibi bir merhamet olamaz bu dünyada.
Ben merhametin gerçekten ne demek olduğunu anneliği tadınca evladıma duyduğum merhamet duygusuyla anladım.
Ben merhametin gerçekten ne demek olduğunu annemi kaybedip onun merhametinden yoksun kalınca anladım.
Bugün… “Yeniden hamileyim ben anne” cümlesini kuramadım ama annemin benden gerçekten istediği bir şeyi yaptım. Bana hamileliğimin son döneminde, hemen yakın zamanda bir tane daha çocuğun olsun ikisi birlikte büyür demişti. O gün itiraz etmiştim ama bugün tuttum ben o sözü, dinledim annemin sözünü o şimdi yanımda olmasa da. Ve bildiğini… Ve mutlu olduğunu biliyorum.

9 yorum:

içimizdeki karnaval dedi ki...

Nur içinde yatsın annen , mekanı cennet olur inşallah...
Okurken yüreğim dağlandı şu yalancı dünyada en gerçek acı ölüm acısı aslında gerisi...Yitirmek çok zor allah sabır versin...
Yeni bebişinde sağlıkla doğar inş. canım benim ....

Adsız dedi ki...

Annemi 10 ay icinde kaybettim. Hastaligini hic soyleyemedim ona, ALS'ydi, tedavisiz bir hastalik. Ikinci cocuguma hamile oldugumu bildi, ama ben 5 ayllik hamileyken aramizdan ayrildigi icin onun bir erkek bebek oldugunu bilemedi, hic goremedi. Sizi cok derinden, cok cok iyi anliyorum. Dilerim kolay, rahat ve mutlu bir hamilelik gecirip bebeginizi saglikla kucaklarsiniz. Annelerimiz hep bizimle, cok uzakta olsalar bile.
Sevgilerimle,
Asli

Aѕαннαяα dedi ki...

:( Rabbim annenize rahmet eylesin.. Ben de anne olunca sevgi ve merhametin ne kadar büyük olabildiğini gördüm..

Bap dedi ki...

Allah rahmet eylesin.

sezobigo dedi ki...

allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun.(çok kuru kuru yazılmış bir yazı değil içten samimi ve seni anlayarak allah yardımcın olsun)

Adsız dedi ki...

Ben yazınızı dün gözyaşları içinde okudum, yorum yapacak gücü kendimde bulamayınca da bugüne bir şeyler yazmak istedim.
Belki sen de okumuşsundur, bundan birkaç hafta önce Ayşe ARMAN’ın bir doktorla röportajı vardı. Konusu ise Biz Türklerin ölümle kavgası. Doktora göre biz Türkler ölmekten çok korkuyorduk oysa yabancılar bu süreci daha sakin ve bilinçli yaşıyorlardı.
Yazıyı okuduktan sonra çok düşündüm. Yazının en önemli kısmı eksikti. Evet, biz Türklerin ölümle bir kavgası vardı ama bu korkudan değil, Sevdiklerimizden ayrılmak istemeyişimizdendi. Biz yaşama değil, sevdiklerimize sıkı sıkı bağlıydık.Bundan da daha doğal ve doğru bir şey olamaz bence.
Ben anne olduktan sonra bırak ölümü hasta olmaktan bile korkmaya başladım. Oysa öncesinde kendime hiç bakmazdım bile. Kızım ile bu korku başladı çünkü onu yalnız bırakmak ve ondan ayrılmak düşüncesi bile bana çok korkunç geliyor.
Ben kendisini hiç tanımadım ama annenin şu anda cennetin en güzel yerinde sizleri mutlulukla izlediğini düşünüyorum.
Hep sevgiyle kalman dileği ile

Ben Kızımın Delisiyim dedi ki...

Hepinize çok teşekkür ediyorum ve adsız adınızı yazmamışsınız ama çok haklısınız inşallah biz evlatlarımızı genç yaşta annesiz bırakmak zorunda kalmayız, yorumunuz için teşekkür ederim.

Çiğdem dedi ki...

Benim teknoloji ile aram bazı bozuluyor,yorum gönderirken ne yaptım bilmiyorum ama bu şekilde oldu.İsmim ÇİĞDEM SEZER,

http://yarengunluk.blogspot.com/

Gülcan dedi ki...

yaa ben ne diyeceğimi bilemiyorum şu anda, böyle kelimeler yetersiz kalır ya ama yinede dokunmak istersin karşındakine bir el vermek...
bahsettiğin o yumruk boğazıma dayandı, ben engel olmadım gözlerimden akmasına. Yalnızım şu anda oğlumu uyuttum ve bloğuna rastladım. Ağladım ağladım
Dolmuşum biraz da sanırım
Allah sabır versin Tüm annelerin yeri cennet zaten..