Kızımsa tam tersi hiç kucak düşkünü olmadı yani çok şükür olmadı,
yoksa nasıl geçerdi hamilelik düşünemiyorum bile. Yalnız son zamanlarda
kardeşini sürekli kucakta gördüğünden olacak, "anne beni kucağına av"
diyerek o da kucağıma gelmek istiyor. İyi güzel hoş da, bunu özellikle kardeşi
kucağımdayken yapıyor oluşu zor çünkü bir tarafımda kardeş, bir tarafımda o
olunca, hele bir de hanımefendinin belirlediği koordinatları tek tek gezerken
belim ağrımaya başlıyor. Hele ikisinin toplamda 19 kilo civarı olduğunu
düşünürsek.
Gökyüzünde Güvercinler Uçurtman Olsun Yavrum, Dikensiz Yollarda Yürü Sana İnanıyorum, Gökkuşağı Uzak Değil,Uzak Değil Bulutlar, Kalbin Tarla Sevgin Başak, Dostun Olsun Umutlar. Aslan Oğlum,Güzel Kızım Oyuncaksız Mı Kaldın, Sana Şeker Alamadım Ama Onurumu Bıraktım.
1 Ekim 2012 Pazartesi
12+7
Oğlumun bir hayat felsefesi var. Bebek deyip geçmiyorum ve
olduğuna inanıyorum. Yalnız bu felsefeden zaman içinde vazgeçip değiştireceği
yönünde umudum var. Şöyle ki; hayat ya anneyi emerken ya da pozitif elektrik
aldıklarımın kucağında güzel. İşte bu felsefeden olacak, “koyduğum yerde 5
dakika durmuyor bu bebek” diyengillerdenim. Böyle bebeklere kucakçı da diyorlar
ama nedense o sıfat bana itici geliyor. Kucağı seven, insan sıcaklığının
düşkünü diyorum ben ona.
24 Eylül 2012 Pazartesi
Kızım ve Oğlum
Her çocuk birbirinden farklı olurmuş, her kardeş de öyle. İki kez
anne oldum ve her ikisinin hamileliğinden doğumuna, doğumdan sonraki yaşayıp
yaşattıkları o kadar farklıydı ki.
İkinci hamileliğim ilkine göre oldukça ağır geçti. Hep bir ağrım,
hep bir sızlanmam oldu. Kızım 40 haftayı tamamlayıp bizi 4 gün fazladan
bekletmesine ragmen, oglum sabırsız çıktı. 36 haftaya 3 gün kala geldi dünyaya.
Kızımı da normal doğumla dünyaya getirdim oğlumu da.İlk anda gördüm ikisini de
ve hemen yanıma getirdiler, gözyaşlarıyla kokladım ama kızım doğum sonrası odama
getirilip yarim saat sonra emzirmeme rağmen, oğlumu dört gözle odada beklerken
küvöze gittiği haberini aldim.
13 Eylül 2012 Perşembe
Gelgitlerim
Çocuklarımı seviyorum hem de canımdan çok. Varlıklarından da
en ufak bir şikayetim olamaz elbette ama bu iki çocuklu olma durumu benim
dengelerimi gerçekten bozdu. İki çocuğumun da bu kadar yakın yaşta olması çok
istediğim bir durumdu oysa ama değişen hayatım, artan sorumluluklarım beni
zaman zaman bunalıma sevkediyor. Önüm, arkam, sağım, solum, dört bir yanım
çocuk. Sadece iki çocukla kendimi kreşte gibi hissediyorum.
Bu durumu algılama biçimi, kabullenme, duygu dalgalanmaları
kişiden kişiye çok değişir eminim. Herkesin farklı yaşam biçimleri, sosyal
hayatları var ve işte tam da bu noktada düğümleniyor her şey benim için. 29 Ağustos 2012 Çarşamba
Aynı Anda Gülen İki Melek
Bu sıra her anımdan hüzün fışkırıyormuş gibi bir havaya
büründüm ama yok canım o kadar da değil. Tamam moralim bozuluyor bazen, malum
yeni doğum yapmış anne sendromu da üzerimde, kıyıdan köşeden armudun sapıyla
üzümün çöpüne de takıyorum, bir de yaşadığım gerçek üzüntülerle bir araya
gelince oturup sıkıntılı sıkıntılı yazıyorum.
Bir de bu sıra iyi ve güzel olan şeylerden bahsetmeye
korkuyorum. Sanki dokunsam büyü bozulacak aman nazar değmesin misali;) Sonuç
itibariyle iki çocuklu bir anneyim. Eşimi de yanıma çekip dörtlü fotoğraflar
çekmek en büyük hobim. Gerçi eşim bu dörtlünün bir arada poz vermesinden fena
halde rahatsız çünkü amacın geleceğe bırakılan değerli bir anı olması dışında
benim kendimi tutamayıp fotoğrafları internet aleminde paylaşmamdan muzdarip.
Bende bir de internet bağımlısı anne sendromu var ki geçeceğini hiç sanmıyorum.28 Ağustos 2012 Salı
Sustum Yine Saygımdan
Uzun zamandır ilk kez derin düşünme fırsatı buluyorum.
Vakitsizlikten değildi bugüne kadar ki düşünemeyişim, aklım, beynim o kadar
karışık ve allak bullaktı ki yeni yeni şeffaflaşmaya başlıyor. Öyle ya da böyle
ikinci bir çocuk, iki çocuğa birden yetebilme mücadelesi, anneliğin getirdiği
sorumluluğun insanın içinde açtığı çıkmazlar ve hiçbir şeyin eskisi gibi
olmayışı; hayallerin bile. Bir anda çok ciddi bir yükseklikten yere çakılmak
gibi bir his, güzel duyguların yanında yaşattığı akla ziyan karmaşıklıklar.
Herkes için geçerli olmayabilir belki ama bana epey ağır geldi.
21 Ağustos 2012 Salı
Ah Olaydın..
Keşke gitmeseydin.. Gitmeseydin sen, olduğum yerde olmasaydım da
olduğum yerde kalsaydım. Ne gariptir ki tüm kazandıklarımı vermeye razı olurdum
hiç olmamışçasına. Senden sonra bana katılan her bir şeyi yok sayardım ah
olaydın. Sen olaydın ben dünde kalmaya razıydım, bugün yanımdakilerle değil
dünkü yalnızlığımla olmaya, senli tek kalmaya. Hayat da sendin, aşk da, dost
da...
Ah olaydın sen, sen olaydın ben bugünümü yok saymaya razıydım.. Razıydım..
30 Temmuz 2012 Pazartesi
Annelik Girdabı
Üzerimde bir atalet var atamadım
bir türlü. Tabi atalet deyince yatış yapıyormuşum gibi anlaşılmasın aksine bol bol
aktivite içinde atıl kalıyorum. Artık çoluk çocuk şöyle, iki çocuklu hayat
böyle, oğlum uyumaz, kızım vah kızım vs. gibilerinden dert yanmaktan da
sıkıldım. Kendimden de sıkıldım yani hep aynı şeyleri tekrar ediyorum. Evet bu
sıra her gün aynı filmi çeviriyorum ama kendimle beraber çevreyi de sıkmasam
iyi olur.
Sahi nerede kalmıştım. Ahhh bir türlü veremediğim tezim. Oğlumun erken doğması sebebiyle bitiremediğim master hayatım. Daha kızıma hamileyken başladığım yılan hikayesine dönen eğitim aşkım. Özledim hem de öyle böyle değil.
Sahi nerede kalmıştım. Ahhh bir türlü veremediğim tezim. Oğlumun erken doğması sebebiyle bitiremediğim master hayatım. Daha kızıma hamileyken başladığım yılan hikayesine dönen eğitim aşkım. Özledim hem de öyle böyle değil.
23 Temmuz 2012 Pazartesi
Bir Mücadeledir O; "Sadece Anne Sütü"
Bu dünyada bazı şeyler vardır ve
başa gelmeden bilinmez ya hani. Bilinse de yaşamadan anlaşılmaz, içine girmemiş
birinin uzaktan söyledikleri kuru bir teselli kalır ya hani. İşte annelik de
tam olarak bu gruba dahil kanımca. Az da olsa çevresinde görüp bilenler ve yeni
bir annenin yaşadıklarına şahit olanlar bile ucundan kıyısından anlar
yaşananları.
Kızımı o sırada bulunduğum zaman ve
mekan koşullarının ruh halimin normal kalabilmesine uygun olmaması sebebiyle 1
aya yakın emzirebilmiş ve 1,5 ay anne sütünü takviyelerle verebilmiş bir
anneyim ben. Dolayısıyla öyle çok da bir emzirme tecrübem olduğu söylenemez.
Emzirmenin cidden bir sabır işi
olduğunu, bir fedakarlık olduğunu ve gerçek bir mücadele olduğunu ikinci
çocuğumda anladım. Bahsettiğim salt emzirmek yani öyle arada bir iki şişe mama
takviyesi yapıp nefes alma rahatlığına erişmemek. Eminim bu işi çok kolay
kotaranlar, hatta abarttın sende altı üstü emzirmek diyenler de vardır ama
aynen tarif ettiğim gibi yani aynen benim gibi bu işi bir mücadele gibi büyük
bir emekle sürdürenlerin de sayısı çok fazla biliyorum.10 Temmuz 2012 Salı
Büyüdün Kızım Sen
Büyüdün evet ve hatta daha küçücük
bir bebekken, ellerin avuc içimde kaybolurken hala abla oldun. Hızına
yetişemediğimiz nankör zaman o minicik yeni doğmuş pamuk halini benden hızla
çalıp götürdü. Öyle ki ben o unuttugum süt kokunu kardeşin doğunca yeniden
hatırladım. Kardeşini koklarken de seni kokladım yeniden ve bu koku hiç mi
değişmez diye iç geçirerek sızlandım.
O mis kokunuz var ya o kokunuz... İşte o kokuya bir değil bin kez anne olur insan. Sadece o kokuya olan hasretinden defalarca anne olmayı diler. Tum zorluklar o süt kokusunu her koklayışta unutulur gider. Bugünlerde seni kardeşinin süt kokusunda yeniden anarken, bazen bunalan ve değişen ruh halimin hızla düzelişi bundandır.
O mis kokunuz var ya o kokunuz... İşte o kokuya bir değil bin kez anne olur insan. Sadece o kokuya olan hasretinden defalarca anne olmayı diler. Tum zorluklar o süt kokusunu her koklayışta unutulur gider. Bugünlerde seni kardeşinin süt kokusunda yeniden anarken, bazen bunalan ve değişen ruh halimin hızla düzelişi bundandır.
7 Temmuz 2012 Cumartesi
Öyle Değil Böyle, Yok Öyle
“Çok sayıda çocuk sahibi olup
durumu başarıyla kotaran insanlar biliyorum. Peki ben niye sadece iki çocukla
perişan bir hale geldim? Abartmıyorum çünkü çok acıklı durumdayım. Beynim,
duygularım, her seyim allak bullak ve etrafımı da allak bullak hale getirecek
kadar vahim durumdayım.
Düşe kalka yürümek gibi bir şey bu, tam hadi kalktım şimdi hatta sağlam basıyorum bak derken yeniden tökezliyorum. Yok yok ben bu iki çocuklu hayatımdaki beni aslında hiç toparlayamımışım. Sadece bir an kalkıp yürüyünce toparladım sanmışım.
Düşe kalka yürümek gibi bir şey bu, tam hadi kalktım şimdi hatta sağlam basıyorum bak derken yeniden tökezliyorum. Yok yok ben bu iki çocuklu hayatımdaki beni aslında hiç toparlayamımışım. Sadece bir an kalkıp yürüyünce toparladım sanmışım.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






