“Anne beni sev” diyerek geliyor yanıma. Gün içinde kırk kez
sarılıp öpmeme rağmen, oğlum uyurken özellikle onu yanıma alıp birebir tüm
mevcudiyetimle onun olmama rağmen söylüyor bana bunu. Hiç beklenmedik bir anda,
durup dururken dökülüyor bu kelimeler ağzından. O bana “Anne beni sev” diyor,
benim vicdanım yerle yeksan oluyor. Kendimi sorgularken buluyorum bir anda,
yoksa yeteri kadar sevmiyor muyum?
Devamı..
Gökyüzünde Güvercinler Uçurtman Olsun Yavrum, Dikensiz Yollarda Yürü Sana İnanıyorum, Gökkuşağı Uzak Değil,Uzak Değil Bulutlar, Kalbin Tarla Sevgin Başak, Dostun Olsun Umutlar. Aslan Oğlum,Güzel Kızım Oyuncaksız Mı Kaldın, Sana Şeker Alamadım Ama Onurumu Bıraktım.
27 Aralık 2012 Perşembe
26 Aralık 2012 Çarşamba
İkizden Farkı Var Mı?
Oğlum doğduğundan beri, kızımda bir oğlumu taklit etme hali
mevcut ve ben bunun önünü alamıyorum. Pedagojik olarak normal bir süreç tabi
bunu biliyorum. Oğlum da büyüdükçe ve ortamı algıladıkça ablasını örnek alarak
taklit etmeye başladı.
İkiz olsalardı bir şey fark etmezdi bence, en azından tek
doğumla ikisini birden çıkarırdım aradan, büyür giderlerdi beraber. Çünkü şu an
bir abla-kardeş yok bizim evde, iki bebek var. İkisini birden aynı anda
uyutması mümkün olmayan, gece biri ağlayarak uyanırsa diğeri de az sonra
ağlayarak uyanan, sabahları aynı saatte kalkan, gün içinde hep birlikte vakit
geçiren, yiyen, içen, oynayan, ağlayan, deliren, birbirini etkileyen,
dönüştüren iki bebek var evimde.
Devamı..
25 Aralık 2012 Salı
Değişen Anneliğim
Uzun süreli blog tutmanın en büyük yararlarından biri,
insanın her an değişen ve gelişen bir varlık olduğunun belgeli kanıtı olmasıdır
herhalde. Kızımın bebekliğinde yazdığım yazıları bazen mizah niyetine okuyup,
bolca kahkaha attığımı söylemiştim daha önce. Bazen özellikle yedirme, içirme,
uyku konusunda ben neymişim meğer, ne kasıntı, ne plancı, ne takıntılı, ne
sorunlu bir tipmişim diyorum. Zavallı kızım ve zavallı oğlum.
Devamı..
24 Aralık 2012 Pazartesi
Anneliğin Kitabına Sığmaz
Çocuklarımız bizim aracılığımızla dünyaya gelen, tüm
sorumluluğu bize ait olan, bakımı, yetiştirmesi, eğitimi hiç de kolay olmayan,
kalbimize bambaşka bir sevgiyi tattıran can varlıklarımız ama mal varlıklarımız
değil.
Mal varlıklarımızı kenara koyar biriktiririz, satarız,
harcarız, böleriz, yağmalarız, kısaca istediğimiz gibi tasarruf edebiliriz
malımız üzerinde. Evlatlarımızsa sadece emanetlerimiz. Bunun bilincinde
olmayan, evlatlarına malı gibi davranan öyle aileler ve en önemlisi anneler
görüyorum ki aklım almıyor.
Devamı
22 Aralık 2012 Cumartesi
Hoşçakal Blog
Ben senden gidiyorum blog ama tüm sevenlerimi de yanıma
alıyorum.
“Ben Kızımın Delisiyim” bloguma artık veda ediyorum. Vedaları hiç sevmem, o sebepten hiç
hüzünlenip gözyaşı dökmeden hızla uzaklaşıyorum. Keşke tüm vedaların ucunda
böyle güzel bir başlangıç olsa. Artık yeni blogum www.coluklucocuklu.com ile yepyeni bir
isim ve yepyeni bir yüzle karşınızdayım.
Bu blogu hemen terk etmeyeceğim. Herkesin alıştığına emin
olana kadar buradan diğer bloguma link vermeye devam edeceğim.
Yeni yazım orada. Sevgiler:)
13 Aralık 2012 Perşembe
Ellerim Boş Bak Şimdi...
Avcumun içi bomboş. Hiç biriktirmediklerim duruyor içinde.
Ne avcumdalar şimdi, ne de kalbimde. Biriktirmek üzerine kurulmuş bir hayatı
sevemedim hiç. Ne parayı pulu, ne de kini nefreti biriktirebildim. Birikim
olsun diye herkese dost deyip üst üste yığamadım insanları/tanıdıkları,
telefonumun rehberi dahi kuru bir kalabalıktan ibarettir o yüzden.
Çokluğu en çok sevgide sevdim ama onun bile aşırısından imtina ettim. Sevgi dediğini de bol keseden harcamamayı, insanın sevgisinin en çok kalbinde, kalbin de en çok ailede olduğunu öğrendim. Birilerinin dediği bir şeylere çok fazla alınabilecekken takılmamayı, sevdiklerimin bilerek ya da bilmeyerek açtıkları yaraları çabucak sarıp iyileştirmeyi bildim.
Çokluğu en çok sevgide sevdim ama onun bile aşırısından imtina ettim. Sevgi dediğini de bol keseden harcamamayı, insanın sevgisinin en çok kalbinde, kalbin de en çok ailede olduğunu öğrendim. Birilerinin dediği bir şeylere çok fazla alınabilecekken takılmamayı, sevdiklerimin bilerek ya da bilmeyerek açtıkları yaraları çabucak sarıp iyileştirmeyi bildim.
5 Aralık 2012 Çarşamba
Onun Artık Dişi Var
Kalabalık aileleri çok seviyorum. Ne kadar kalabalık o kadar
sıcak geliyor bana. Hani çocuk dediğinin bakımı, büyütmesi, yürütmesi, eğitmesi
zor olmasaydı, büyük bir emek gerektirmeseydi en az 5 çocuk isterdim.
İşte kalabalığı sevdiğimden, insanların bir araya toplandığı
ortamları da seviyorum. Bizim aile kültürümüzde yakın ailenin, arkadaş
çevresinin vs. bir arada toplanıp da bir şeyleri kutlama adeti pek yoktu/r.
Doğum günlerimiz bir pasta, bir de anne baba eşliğinde kutlanıp olur biterdi.
İşte ben bunu değiştiriyorum şimdi.
27 Kasım 2012 Salı
Uyumam, Uyuma, Uyumasınlar
Vakti zamanında kızım diş çıkarırmış, hasta olurmuş
uyumazmış ben bunları dert edermişim. Mesela gece 3 saat uyumamış da sonra
uyumuş diye söylenirmişim. Ekstrem şartlar olmadığı sürece de gecede 1-2 kez
uyanıp uyuyan bir bebekmiş aslında da ben hiç uyanmasın istermişim. Kısaca,
şimdiki bana göre o zamanki ben masal gibi bir şeymişim.
Benim oğlum var ya benim oğlum… Uyumadan yaşayan bebekler
sınıfında ilk 3’e oynar, bu kadar da iddialıyım. 7 Aylık bir çocuk gündüz
toplam da 2 ya da 3 kez 15-20 dakika uyuyarak günü geçirir mi? Hadi onu geçtim
gece boyu saat başı uyanıp, emzirmezsem dünyayı yıkıp sürekli emerek uyur mu?
Ben oğlumda hiçbir yöntem vs. geliştiremedim ne yazık ki. Aylardır 2 saat
aralıksız uyuduğunu bilmiyorum, araba yolculuğu ve hareket halinde pusetle
dışarda gezmek dışında.
Hatalı Yayım Bildirimi
Sevgili takipçilerim,
Ne yazık ki, blogumda dün bir link yayımlanmış. Ben bunu bugün girince farkettim ve hemen sildim. Spamler basmış, şifremi çözmüş olmuş bir şeyler. Şimdi önlemimi aldım, güvenlik oranımı arttırdım yani öyle umuyorum. Mağdur olan varsa benden kaynaklı olmasa da çok özür diliyorum.
Sevgiler.
Ne yazık ki, blogumda dün bir link yayımlanmış. Ben bunu bugün girince farkettim ve hemen sildim. Spamler basmış, şifremi çözmüş olmuş bir şeyler. Şimdi önlemimi aldım, güvenlik oranımı arttırdım yani öyle umuyorum. Mağdur olan varsa benden kaynaklı olmasa da çok özür diliyorum.
Sevgiler.
22 Kasım 2012 Perşembe
Göz Görünce Gönül Yine Katlanır
Benim içim sızladı tuttum gözyaşlarımı, sen ağladın benim de
gözyaşlarımı. Biliyorum ve biliyorsun, kabullenmek zor olsa da kabullenmek
zorundayız. Hayat hep bizim istediğimiz gibi gitmiyor ve bizim beklediğimizi de
vermiyor. Beklenmedik şekilde elimizden aldıkları da oluyor yerine koydukları
da.
Gidenlerin yeri hiç dolmuyor, doldurulmuyor. Doldurmaya
çalışanlar nafile bir telaşla yoruyor kendilerini. Keşke olmasa, adı, sanı,
varlığı yok olsa keşke, kin duymak nedir bilmezken bize kini öğretenler çıkıp
gitse, yaşayıp yaşattıklarından ve yaptıklarından utanmadan gülümseyen maskeli
yüzler bıraksa yakamızı diye düşünmenin, delirmenin ve dövünmenin boş olduğunu
bilecek yaştayız.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


